Evlenememiş veya Evlenmemiş Olma Huzursuzluk Getirmeye Başlamış ise… 7 Öneri

Evlilik, evlenmek, düğün… Hepimizde farklı çağrışımlar yapmakla beraber, hepimizin hayatında bir şekilde yer edinen kavramlar ve gerçekler… Bazılarımız, bir arkadaşımızın, komşumuzun, akrabamızın bu günlerine eşlik etmek üzere hazırlanır iken, bazılarımız da, kendimizinkine hazırlanıyor olabiliriz… Psikolojimizi etkiliyor mu? Bu sorunun yanıtına, hiç şüphem yok ki hepimizin birçok yanıtı ve önerisi var… Bazılarımızın anne ve babaları evleri boşaldıklarından dolayı psikolojik zorluklar çeker iken, bazılarımızın kardeşleri veya komşuları veya abileri, ablaları da, evlilik hayatının getirdiği psikolojik değişimleri hissediyor, yaşıyor. Bu konuların her biri, evet oldukça gerçek ve oldukça önem ve dikkat arz eden hususlar. Ancak, benim bugün ele almak istediğim açı, bu sürecin çok öncelerine ilişkin olacak, çünkü son zamanlarda gördüğüm gerçek şu ki, bu sürece, evlilik sürecine, başlayıp, başlanmamasına ilişkin birçok soru işareti ve bunun beraberinde de, psikolojik açıdan birçok zorluk ile karşı karşıya birçoğumuz. Hem de bunu sadece gençlerimizden değil, aynı zamanda ebeveynlerimizden de, özellikle de annelerimizden, duymaktayız. Sorunun en yaygın versiyonu da yaş ve yaş ile beraber gelen tecrübe ve alışkanlıklardan dolayı karar vermede güçlük açılarından gibi gözüküyor. Bazıları, kendilerinde bu gerçekleri fark ettiklerini ve ne yapacaklarını bilemediklerinden kaygı, panik ve depresyon türünden durumlar yaşadıklarını ifade eder iken, bazıları ise, artık ebeveynlerinin ve etraflarındakilerinin bu açıdan dertli olduklarını ve artık bu söylemleri duymaktan stres, panik ve depresif türünden durumları yaşadıklarını ifade etmekteler. Sonuç: evlenmemiş veya evlenememiş olmakla gelen huzursuzluk hali. Peki, bu durumda ne yapılabilir? Bu huzursuzluk hali nasıl azaltılabilir? Tavsiyem bu 7 öneri:

1. Evlenememiş olma mı yoksa başka bir şey mi huzursuzluk getiriyor? sorusu üzerine düşünün: Nasıl midemizde bir ağrı hissettiğimizde ve iyileşmemiz için doktora gittiğimizde, doktor iyileşebilmemiz için bu mide ağrısının ne ile ilişkili olabileceğini ilk önce netleştirmesi gerekiyor ise, aynı şekilde içimde huzursuzluk hali olduğunda da, bunun nasıl çözülebileceğine ilişkin öneri verebilmek için ilk önce huzursuzluk halinin neden türemiş olabileceğini netleştirmek gerekir. Burada belki en iyi soru, son zamanlarda, birkaç ay ile bir sene arası, hayatınızda neler yaşadığınız üzerine düşünmek ve bunların sizi nasıl etkilediği üzerine kafa yormak. Bunun için önerim, son bir seneyi gösteren bir çizgi çizmek ve önemli olayları da bu çizge üzerinde işaretleyerek, ardından da yorumlamanız (Bknz. Resim: 1) Örneğin, son sene üzerinde yakın bir arkadaşınız şehir dışına veya yurt dışına gitmiş olabilir. Her şeyinizi o arkadaşınızla yapmış olabilirsiniz ve aniden onun yokluğunda kendinizi çok yalnız hissetmiş olabilir ve aynı zamanda da henüz evlenmediğinizi fark etmiş olabilirsiniz. Bu durumda, huzursuzluk hissiniz en derininizde evlenememiş olmanız ile mi alakalı, yoksa en yakın dostunuzun kaybı ile mi alakalı?… Huzursuzluk halinizin nedenini tam olarak evlenememiş veya evlenmemiş olma ile ilişkilendirmediğiniz takdirde bu konuda kendinizi üzmeniz veya iç çatışma yaşamanız doğru olan değil, yaşadığınız gerçek huzursuzluk nedenini çözme arayışına girmenizdir.

 

Resim: 1

 

2. Neden evlenememiş veya evlenmemiş olmanız üzerine düşünün: Bahsettiğim bu ilk adımı yaptıktan sonra, eğer şu sonuca varmış iseniz: “Evet, ben her şeyi değerlendirdim ve gerçekten henüz evlenmemiş veya evlenememiş olmam beni en çok üzen unsur”, o zaman da önerim sadece son zamanları değil, hayatınızın çoğunu düşünerekten, şu soruyu yanıtlamaya çalışmanız: “Şimdiye kadar neden evlenmedim?” veya “Şimdiye kadar neden evlenememiş olabilirim?” Bunun için de, önerim genelde bu soruyu boş bir sayfanın üzerine başlık olarak yazmanız ve olabilecek yanıtları sorunun altına sıralamanız (Bknz. Resim:2). Bu noktada başlangıçta “bilmiyorum”, veya “işte” türünde yanıtlar içinizde baskın olarak gelebiliyor olsa da, hemen pes etmemenizi ve olabildiğince düşüncelerinizin akmasına izin vermenizi öneririm. Bunu yaptığınız takdirde, içinizde aslında birçok açıklamanın ve yanıtın olabileceğini göreceksiniz. Hiç korkmadan, çekinmeden tümünü listeleyin, evet yazmaya devam edin.

 

Resim: 2

 

3. Neden evlenmemiş veya evlenememiş olabileceğinizi düşündüğünüz unsurları, sizi ne kadar etkilemiş olabilecekleri açısından değerlendirin: Bu adımda yapmanızı istediğim, ikinci adımda yazdıklarınız unsurları tek tek okuyup sizi ne düzeyde etkiledikleri üzerine 1 ila 5 puan arasında (1=çok az etkiledi ve 5=aşırı derecede çok etkiledi) düşünmeniz ve yanlarına parantez şeklinde yazmanız. Burada birkaç örnek vermemde fayda var. Bunlar şu şekilde olabilir:

  • Önem verdiğim biri bana çok çirkin bir yüzüm ve burnum olduğunu söyledi [alt düşünce yüzüm ve burnum çok çirkin olduğundan bence evlenemedim] (… puan)
  • Etrafımdaki tüm erkekler saçma sapan şeyler yapıyorlar, güvenimi yok ettiler (… puan)
  • Okumak istedim, şimdi de yüksek lisansa karar kıldım (… puan)
  • Annem ve babam arasında hep şiddete şahit oldum (… puan)

Eğer yazdıklarınız arasında, 4 veya 5 puan alan unsurlar var ise, bunları psikolojide “travmatik anı” olarak nitelendirebiliriz ve bu durumda başka herhangi bir şeye adım atmadan bunlara ilişkin yardım ve destek almak oldukça önemlidir. Neden? Travmatik anılar sindirilmedikleri, anlamlandırmadıkları takdirde sistemde kalır ve yer tutar. Yok ben kontrol ediyorum, beni rahatsız etmiyor gibi hissetseniz bile, bilinç altınızda, bilmediğiniz şekilde sizi etkileyerek hem fonksiyonalitenizi hem de verimliliğinizi azaltır. Örneğin, anne ve babası arasında hep şiddete şahit olan bir insan, bundan 5 düzeyinde etkilendiğini hissetmekte ise, bunun etkilerini kontrol ediyorum diyerekten göz ardı etmemeli, tam tersine 5 düzeyinde neden etkilemiş olduğu üzerine düşünmeli ve bu acıyı sindirmeye ve anlamlandırmaya ilişkin destek almalıdır, çünkü almadığı takdirde o acının izlerini bedeni taşımaktadır ve ister istemez atılan adımları ve alınan kararları olumsuz yönde etkileme olasılığı vardır. Evlilik gibi büyük bir karar için ise insanın oldukça verimli ve fonksiyonel düzeyde olması gerekmektedir.

 

 

4. “Hazır değilim sanki ama bu yola çıktım işte” hatasını yapmayın: Birçok dinde ve inanç yönteminde evliliğin kutsal bir yeri olduğuna dair uzlaşma olmakla beraber, özellikle toplumumuzun ana dini olan İslam’da bu hususa ilişkin oldukça net gerçekler vardır. Bunların arasında bahsini etmenin belki de en önemlisi, “Evlenen, imanın yarısını tamamlamış olur” hadis-i şerifidir. Bunu bilmek neden önemlidir? Eğer, imanın yarısına tekabül ediyor ise, o zaman evlilik bir çeşit ibadet olarak görülebilir. Bir çeşit ibadet ise de, o zaman diğer ibadetlerimizi yaptığımız açıdan değerlendirilmeli ve yola çıkılmalıdır. Bunu daha iyi anlamak için yine bir örnek vermede fayda olduğunu düşünüyorum. Birçoğumuzun hayatına belki en derinde işlenmiş olan namaz ibadetini düşünmenizi istiyorum. Bu ibadeti gerçekleştirmek için ilk olarak ne yapıyoruz?… Hazırlanıyoruz…. Nasıl hazırlanıyoruz?… Abdest alıyoruz, elbiselerimizin uygunluğunu değerlendiriyoruz, ortamımızı hazırlıyoruz…. Sonra ne yapıyoruz? Namaz kılmaya niyet ediyoruz…. Bu süreç peki neden önemli? Şu gerçeği görmek için önemli: Hiç bir ibadetimizi yaparken hazırlanmadan ve hazır olmadan niyet etmiyoruz…. Peki, o zaman evlilik de bir ibadet ise eğer, nasıl hazır olmadan yola çıkmış olabiliriz?… İşte “Hazır değilim sanki ama bu yola çıktım işte” hatasını yapmayın” dan kastım tam da bu. Evlenmemiş olmak ve evlenememiş olmaktan huzursuz olduğumuzun farkına varmış, bunun olası nedenlerini araştırmış ve travmalar var ise onları sindirmiş ve artık evlenmenin kendimiz için en iyi şey olduğuna karar kılmış isek, işte son olarak da bu yola çıkmadan kendimizi bu sürece hazır olup olmadığımız açısından değerlendirmeliyiz. Neden? Evlilik bir tür ibadettir ve hiçbir ibadetimize hazır olmadan niyet etmiyor isek, aynı şekilde evlilik ibadetine de hazır olmadan niyet etmemeli ve bu yola çıkmamalıyız.

 

 

5. Hazır olmak için neler yapmanız gerektiği üzerine düşünün: Niyet etmek istediğiniz üzerine içinizde karar vermiş iseniz, hazırlanmak için neler yapmak istediğiniz üzerine düşünme vaktiniz gelmiş demektir. Bu noktada önerim, yine temiz bir sayfa açıp, niyet edebilmek için yapmak istediğim hazırlıklar şeklinde bir başlık atmanız ve dilediklerinizi burada sıralamanız (Bknz. Resim:3). Unutmayın ki, evlilik imanın yarısı ise eğer, hiç şüphesiz emek isteyen bir şey, çünkü bir düşünün diğer yarısı için neler neler yapmaktayız. Böyle ise eğer de, ne yaparsak yapalım, tam hazır olma hali gibi bir durum yok. Eş ilişkileri alanında eğitim veren Don Cole’ün yaklaşımı da aynı yöndedir ve örneğin şu paylaşımında görülebilir: “Kiminle evlenirsen o eşleşmeye özgü bir dizi problem ile karşı karşıya kalacaksın”. A kişisi B kişisi ile evlenirse bir dizi problem ve bir dizi olumlu şey olacaktır. A kişisi C kişisi ile evlenirse başka. D kişisi ile evlenirse yine bir başka türde problemler ve olumlu şeyler olacaktır.  Bunu neden paylaşıyorum? Evlilik, hem dini hem psikolojik bulgulara göre emek isteyen bir şey ise, o zaman belli ki tam hazır olma hali diye bir şey yok. Buna dayalı olarak da, niyetimiz için her ibadette yaptığımız gibi olabildiğince iyi bir şekilde nasıl hazır olabileceğimizi netleştirelim ve hazırlanalım evet, ama tam hazır olma hali gibi bir durum olmadığını da unutmayalım. Bu bağlamda da, listenizi oluşturduktan sonra önerim her birini önem sıralarına göre sıralamanız ve örneğin hepsini tamamlamaktan ziyade, birincil ve ikincil sırada olanları tamamlamanız. Eğer bu noktada kilitleniyor ve devam edemiyorsanız da, önerim bir yerden destek almanız, çünkü fark etmeden psikolojik bir durumdan mustarip olabilirsiniz. Buna bir örnek, obsesif kişilik özellikleri taşıyan insanlar olabilir. Bu tür insanların mükemmeliyetçi yanları oldukça güçlüdür ve birçok alanda da bu onlara fayda sağlar aslında. Ancak, örneğin hazırlanma sürecindeki bu adımda kendilerine öyle sert kurallar belirleyebilirler ki, niyet adımına gelmekten kendilerini hep alıkoyabilirler. Bu durumda da, evlilik üzerine değil de, aslında bu kişilik özelliklerini tanıma ve anlamlandırma üzerine çalışmak daha uygun olabilir.

 

Resim: 3

 

6.Hazırlanma sürecine nasıl bir eş adayı aradığınız üzerine kafa yormayı eklemeyi unutmayın! Bu noktada hazırlanma sürecinde neler listelediğinizi, önem sıralarına göre tekrar bir okuyun lütfen… Aralarında nasıl bir eş adayı istediğin üzerine düşün diye bir unsur ve birincil sırada bir unsur yok ise eğer de önerim bunu listeye direkt eklemeniz. Bunun nedeni iki tanedir. Birincil olarak, araştırmalara göre, evlilik sürecine yola çıkıldığında, bilgi ve analiz kısmının çok daha öncesinden hal olmuş olmasındaki faydadır ki sürece girildiğinde bilgilerin içselleştirilmesi ile daha güçlü ve doğru sezgiler olsun. Bu da önemlidir çünkü evlilik kararına ilişkin genel varılan nokta, Prof. Dr. Medaim Yanık’ın ifadeleri ile de şu şekildedir:  “Sonuç olarak benim geldiğim nokta, evlilik kararının yeterince bilgi ve analiz sonrasında sezgisel olarak alınması gerektiği”. Eğer nasıl bir eş adayı aradığımızı bilmiyor isek, nasıl bilgi ve analiz kısmımız tamamlanmış olabilir? Eş adayında aramamızın önemli olabileceği özellikleri de, başka insanlardan fikir edinmenizin iyi olabileceği gibi, Dest-i İzdivaç gibi, alandaki tecrübeli insanların fikirlerini de biraz edinmenizi öneririm. İkinci neden ise, zihnimizde belli başlı şeyler içselleştirdiğimizde bu bedenimizi, bakış açımızı, hareketlerimizi her şeyimizi etkileyeceğinden, kendimize doğru neleri çektiğimizi de etkileyecektir. Bu da, her türlü insanı değerlendirip zihnimizin belki daha fazla yorulması veya karışmasındansa, sadece daha olası insanlar ile karşılaşma olasılığımızı arttırıp, süreci kolaylaştıracaktır. Ama en önemlisi olarak yine, istediğiniz eş adayına ilişkin son adımda listenizi en önemli özellikten en az önemli özellikler şeklinde bir öncelik sırasına göre sıralamanızı ve ardından da bunu tamamen kendinize tutmanızı öneririm. Burada dilerseniz listenizi bir zarfa koyup saklayabilirsiniz, çünkü isteyeceğiniz durum insanların aradığınız özellikleri öğrenip onları kopyalamaları veya yapay bir şekilde yapmaları değil, sadece sizin o özellikleri bilmeniz ve potansiyel adayda var olup, olmadıklarına ilişkin sezgisel ipuçları aramanızdır.

7. Evlenme tarihi diye kesin bir tarih yok: Son olarak da unutulmaması gerekilen şey şudur ki, ders programlarının ilan tarihi, LYS,YGS gibi sınavların tarihleri, kongrelerin başlangıç tarihi gibi, evlenmenin tarihi diye kesin bir tarih yoktur. Böyle tarihi net olmayan durumlarda da olduğu gibi önemli olan, ilişkili bir tarihin var olması ve gerçekleşmesi üzerine emek sarf edip edilmediği, en önemlisi de niyet edip edilmediğidir. Bundan dolayı da, eğer bu süreç üzerine gerçekten samimi bir ciddiyetle yaklaşmadıysanız, kendinizi bu konuda hırpalamayıp, geçmiş üzerine kendinize haksız yüklemeler de yapmayıp, tam tersine şu şekilde yorumlamalar yapıp “Bunun kesin bir tarihi yok, üzerine yeterli kadar emek sarf etmemiş olabilirim demek, doğru emek için de şunu şunu bir deneyebilirmişim” şeklinde olup bu konuya ilişkin yeni bir sayfa açmanız. Neticede, diğer ibadetleri de yaptığımızda, niyetimiz herhangi bir şekilde yanlış olmuş ise, örneğin, “öğle namazının 4 rekat farzını kılmaya” diye niyet etmektense, “ikindi namazının 4 rekat farzını kılmaya” diye niyet etmiş isek,  bunu fark ettiğimiz ve öğrendiğimiz anda huzursuzluğumuzu gidermek için genelde yaptığımız tek şey, niyeti doğru bir şekilde yapıp o ibadeti tekrarlamaktır. O zaman evlilik ibadeti de içimize huzursuzluk getiren bir hal almış ise, suç geçmişte, bizde vs. midir, yoksa niyetimizde midir?

 

 

NOT: 3. önerimde yaşamış olabileceğiniz travmaları keşfetmenizde ilk önce biraz serbest çağrışım yapmanızın daha faydalı olacağından orada izah etmedim, ama dilerseniz, serbest çağrışım yapmanın ardından yaşamış olabileceğiniz travmaları keşfetmek için Nijenhuis, Van der Hart ve Vanderlinden’in 2001 yılında geliştirdikleri ve 2002 yılında da Prof. Dr. Vedat Şar tarafından Türkçe’ye uyarlanan Travmatik Yaşantılar Ölçeği’ni bir yol haritası olarak kullanabilirsiniz.

Uzm. Psk. Kadriye Slocum İnce

İstanbul Şehir Üniversitesi Psikoloji Bölümünden üniversite birincisi olarak mezun olmuştur. Yüksek lisansını İstanbul Üniversitesi, Uygulamalı Psikoloji Tezli Yüksek Lisans programında tamamlamıştır. Eğitim hayatına Klinik Psikoloji alanında Doktora programı ile devam etmektedir. Yeterlilik sınavlarını tamamlamış olup, tez aşamasındadır.

TÜM YAZILARI

Diğer Blog Yazıları