PANİK BOZUKLUK NEDİR?

Panik bozukluk toplumda en sık görülen rahatsızlıklardan biridir. Denebilir ki her 100 kişiden yaklaşık 3-4’ü bu hastalığı ya daha önce geçirmişlerdir ya da halen bu hastalığı yaşamaktadırlar. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere oranla 2-3 kat fazladır.

DSM-5’e (Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı) göre panik bozukluk çoğu zaman beklenmedik ve yineleyen şekilde panik atakların yaşanması durumunda oluşan bir rahatsızlıktır. Kişiler Panik atak yaşadıklarında birden yoğun bir korku ya da içsel bir sıkıntı ile karşı karşıya kalırlar. Bu sıkıntılara, “kalp krizi geçirip ölme”, “kontrolünü yitirip çıldırma” ya da “felç geçirme gibi düşünceler eşlik eder. Ataklar dakikalar içerisinde en üst noktasına ulaşır. Bir panik atağı genellikle 10-30 dakika devam ettikten sonra kendiliğinden geçer fakat nadir de olsa 1 saate kadar sürdüğü de olur. Bu durum evde televizyon izlerken, çay içerken, uykuya hazırlanırken (hatta en fazla uyku uyanıklık arasında), plajda güneşlenirken, v.b. yaşanabileceği gibi kaygılı ve gergin durumlarda da oluşabilir.

Yine DSM-5’e göre bir panik atağında aşağıdaki belirtilerden dördü ya da daha fazlası bulunur

  • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma,
  • Çarpıntı, kalbin kuvvetli ya da hızlı vurması
  • Terleme,
  • Nefes darlığı ya da boğulur gibi olma,
  • Soluğun kesilmesi
  • Baş dönmesi, ayakta duramama, sersemlik, düşecek ya da bayılacak gibi olma
  • Uyuşma ya da karıncalanma
  • Üşüme, ürperme ya da ateş basması hissi
  • Bulantı ya da karın ağrısı
  • Titreme ya da sarsılma
  • Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme, gerçek dışılık hissi
  • Denetimini kaybetme ya da çıldırma korkusu
  • Ölüm korkusu

Kişiler ayrıca ataklardan sonra başka ataklar da yaşayacaklarından ve bu atakların olası sonuçlarından kaygılanmaya başlarlar. Bu duruma beklenti anksiyetesi (kaygısı) adı verilir.

Panik atak yaşanmaya başlandıktan sonra tekrar bu atakları yaşamamak için bir takım kaçınma davranışları geliştirilebilir. Örneğin bir defa panik atağı yaşayan kişi bir daha yaşamamak için spor yapmaktan, cinsellikten ya da tanıdık bildik olmayan durumlardan kaçınabilir. Ayrıca hastaların yarısından fazlası yalnız başına evde kalamama, sokağa yalnız çıkamama, otobüs, taksi, tren, metro, v.b. gibi taşıtlara binememe, asansöre binememe, pazar yerleri, alış veriş merkezleri gibi kalabalık yerlere girememe ya da ancak yanlarında birisi olduğu halde yoğun bir endişe ve rahatsızlık duyarak girebilme durumu yaşarlar. Bu duruma Agorafobi (açık alan Korkusu) adı verilir.

Panik bozukluk teşhisi konulmadan önce mutlaka fiziki muayenelerin tamamlanmış olması başka bir fiziksel (kalp, solunum ya da tiroid ile ilgili )ya da psikiyatrik bozukluktan (travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, sosyal fobi, v.b.) kaynaklanmadığından emin olunması gerekir.

Panik bozukluğun oluşmasının iki ana nedeni var gibi görünüyor. Bunlardan ilki beynimizde bulunan ve heyecan, duygusallık gibi işlevlerin yerine getirilmesini sağlayan bazı hormonların çalışmasında anormalliklerin meydana gelmesidir. İkincisi ise bazı davranış ya da durumların sonucunda gayet normal bir şekilde ortaya çıkan ve tamamen zararsız olan belirtilerin (terleme, çarpıntı, uyuşma, baş dönmesi v.b.) gerçekçi olmayan ve felaketleştirici bir biçimde yorumlanması sonucu oluşmasıdır. Kişiler bu zararsız belirtileri hissettiklerinde dikkatlerini daha fazla bedenlerine vererek “kalp krizi geçiriyorum, öleceğim”, “aklımı kaybediyorum”, “felç olacağım” gibi yorumlara gidebiliyorlar. Bu yorumlar bir takım kaçınmalarla daha da pekişerek bir bozukluğa dönüşebiliyor. Bunların dışında mizaç yapıları, genetik ve çevresel faktörler panik bozukluğa olan yatkınlığı arttırabilmektedir.

Tüm psikolojik tedavilerde ilaç ile psikoterapi birlikte uygulandığında çok daha iyi sonuç alındığı bilinmektedir. İkisi birlikte ele alındığında daha kalıcı iyileşmenin elde edildiğini söyleyebiliriz. Bizler merkezimizde diğer birçok rahatsızlıkta olduğu gibi panik bozuklukta da ilaç tedavisi ile birlikte Bilişsel Davranışçı Terapi modelini benimsiyor ve kullanıyoruz.

Model temel olarak hastanın panik belirtilerini başlatan, sürdüren ya da alevlendiren uyumsuz davranış ve düşünceler ile felaketleştirici inançlarına odaklıdır. Tedavide öncelikle bedensel duyumların tehlikeli ya da tehdit edici biçimde yanlış yorumlanması yani gerçekçi olmayan tehlike algısı üzerinde durulmaktadır. Bu durumun sonuç olarak bireyin kendini fiziksel ya da ruhsal olarak iyi ya da kötü hissetmesini sağladığı belirtilir. Bu sonuç anksiyetenin en önemli özelliğidir.

Panik Bozukluğunun ABC modeli:

Belirti Otomatik Düşünce Duygu
Nefes darlığı Boğuluyorum Korku, endişe
Çarpıntı, göğüs ağrısı Kalp krizi geçiriyorum Korku
Uyuşma Felç oluyorum Korku, endişe
Bedensel herhangi bir belirti Kötü bir şey olacak Endişe, kaygı

Tedavinin daha ilk döneminde belirti-düşünce-duygu ve davranış arasındaki bağlantı gözler önüne serilir. Bireyin aradaki zinciri fark etmesi ve bu zincirin nereden kırılması gerektiğine dair terapist ile fikir birliğinde olması yani tedavinin rasyonelini anlaması kilit bir meseledir. Tedavi aşamalı ve sistematik bir biçimde kaçınılan durum ve bedensel belirtilerin üzerine gitmeyi içermektedir. Eğer tedavi rasyoneli iyi aktarılıp danışanla ortak hareket edilmezse tedavinin istenen sonucu vermesi güçleşir hatta neredeyse imkânsız hale gelir. Bu yüzden tedavi modelinin uygun bir dille danışana aktarılması ve terapötik iş birliği tüm modellerde olduğu gibi bu modelde de öncelikli yapılan işlerdendir.

Tedavi doğrudan panik atağı ile ilgili bilişsel hatalar, hiperventilasyon (anormal derin ve hızlı soluk alma hali),  fiziksel duyumlarla ilgili yanlış yorumlamalar, korku ve kaçınma davranışlarına yönelmiştir. Panik bozukluğunun fizyolojisi konusunda ruhsal eğitim ve bilgilendirme, Paniği sürdüren ve arttıran düşüncelerin tespit edilip değiştirilmesi, nefes ve gevşeme egzersizleri, seans içerisinde panik belirtilerinin kontrollü ve kademeli bir şekilde yeniden oluşturma, kaçınılan durum ve davranışlarla ilgili gerçek yaşam içinde alıştırma ve ev ödevleri de bu tedavi yaklaşımında sık kullanılan yöntemlerdir.

Panik bozukluk tedavisi her biri 50-60 dk. arası süren ardışık 10-12 oturumdan oluşan bir tedavi protokolü içermektedir.

RANDEVU ALMAK İSTİYORUM

Medaim Yanık tıp doktoru ve psikiyatrist. Ceren Acartürk, Feyzullah Gürdaş, Hümeyra Ergül, Kadriye Slocum İnce, H. Sevde Eskici, Taliye Akyıldız ve Hatice Kübra Işıldar ise psikologlarımız.