DEPRESYON NEDİR?

Psikiyatrinin nezlesi olarak da nitelenen ve duygu durum bozuklukları arasında yer alan depresyon, Psikiyatride en sık rastlanılan hastalıklarından biridir. Öyle ki her 100 kişiden 18-20’si ya şu an bir depresyon yaşıyor ya da ömründe bir defa yaşamıştır. Majör depresif bozukluk, distimik bozukluk başka türlü adlandırılamayan depresif bozukluk, doğum sonrası (postpartum) ve reaktif (stresli bir yaşam olayına bağlı) depresyon gibi alt kategorileri bulunmaktadır. Depresyonda olan bir kişinin duygularında, düşüncelerinde ve davranışlarında dışarıdan rahatlıkla fark edilebilecek bir takım değişiklikler meydana gelir. Ayrıca bu kişiler kendilerini değersiz/yetersiz/sevilmez, dış dünyayı ve adaletsiz ve haksızlıklarla dolu, diğer insanları ise güvenilmez bulurlar. İş, aile, okul ve sosyal yaşamlarında ve işlevselliklerinde bariz bir bozulma meydana gelir.

DSM-5’e (Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı) göre majör depresyonun belli başlı belirtileri şunlardır:

  • Daha önce zevkle yapılan faaliyetlerden zevk alamama ve ilginin azalması ile birlikte uzaklaşma
  • İştahta azalma ya da artma. Buna bağlı olarak kişinin isteği dışında (diyet yapmadığı halde) kilo kaybetmesi ya da alması
  • Aşırı uyuma ya da uykusuzluk
  • Enerjide azalma, yorgunluk ve bitkinlik
  • Hareketlerde yavaşlama
  • Değersizlik, aşırı veya uygun olmayan (sanrısal) suçluluk duygularının olması
  • Yineleyen ölüm düşünceleri, intihar etmek üzere tasarımlar yapma ya da girişimleri
  • Konsantrasyon ve odaklanmada güçlükler
  • Çökkünlük

Bu belirtiler neredeyse günün çoğunda ve en az iki hafta süreyle devam eder. Bu belirtilerden biri mutlaka çökkünlük ve hayattan zevk alamama olmak koşuluyla en az beş tanesinin bir arada bulunması gerekir.

Diğer birçok rahatsızlıkta olduğu gibi depresyonun oluşma nedeni de biyo-psiko-sosyal modelle açıklanmaktadır. Başka bir deyişle depresyonun oluşumunda hem biyolojik (uyku bozuklukları, kalıtım, nöroendokrin değişiklikler, beyinde yapısal bozukluklar), hem psikolojik (kişilik özellikleri, yaşam olayları), hem de sosyal (çevresel faktörler, maddi kaynaklar, yetiştirilme tutumları) etkilidir. Bu yüzden depresyonun tek bir nedeninden bahsetmek zordur.

Tüm psikolojik tedavilerde ilaç ile psikoterapi birlikte uygulandığında çok daha iyi sonuç alındığı bilinmektedir. İkisi birlikte ele alındığında daha kalıcı iyileşmenin elde edildiğini söyleyebiliriz. Bizler merkezimizde diğer birçok rahatsızlıkta olduğu gibi depresyonda da ilaç tedavisi ile birlikte Bilişsel Davranışçı Terapi modelini benimsiyor ve kullanıyoruz.

Depresyondaki bireyin kendini değersiz sevilmez/ yetersiz/, dış dünyayı güvenilmez/tehlikeli, geleceğini ise karamsar ve kasvetli olarak gördüğünü göz önünde bulundurduğumuzda bilişsel davranışçı terapinin bu üçlü yapıyı değiştirmeyi amaçladığını da söyleyebiliriz. Bilişsel modele göre bu üçlü yapı bireyin depresyonunu ortaya çıkaran ve devam ettiren en önemli faktörler arasındadır. Tedavide kişinin kendisi ve dış dünya ile ilgili olan temel inançlarının ortaya çıkmasını sağlayan önemli yaşam olayları tespit edilerek bugüne olan etkileri değiştirilmeye çalışılır. Ayrıca depresif dönemde sıkça yapılan düşünce hataları gün yüzüne çıkarılarak değiştirilmesi hedeflenir. Böylece kişilerin hem kendileri hem de olaylarla ilgili çok seçenekli, daha rasyonel ve yargısız düşünme becerileri inançlar geliştirmeleri sağlanır. Bir taraftan da olumsuz duygulara kaynak oluşturan tutum, düşünce ve inançların değiştirilmesine yardımcı olmak için davranış deneyleri oluşturulur.

Bilişsel davranışçı terapide hedef, kişinin hayatını ve işlevselliğini bozan uyumsuz duygu düşünce ve davranışlarını fark edip değiştirmesine yardımcı olmaktır. Bu yönde bir taraftan olumsuz otomatik düşünceleri fark edip sorgulama ve değiştirme teknikleri öğretilirken bir taraftan da olumsuz temel inançların değiştirilmesine yardımcı olacak davranış deneyleri planlanarak seans aralarında ev ödevi şeklinde yapılır. Ayrıca sosyal beceri eğitimi, sorun çözme eğitimi, girişkenlik eğitimi, aktivite planlama, kendini ödüllendirme gibi teknikler de tedaviye ek olarak kullanılır.

Depresyonun tedavisi her biri 50-60 dk. arası süren ardışık 13-16 oturumdan oluşan bir tedavi protokolü içermektedir. Seans aralıklarının haftada bir olması beklenirken, tedavinin başında belirlenen hedeflere yaklaşıldıkça seansların arası açılır.

RANDEVU ALMAK İSTİYORUM

Medaim Yanık tıp doktoru ve psikiyatrist. Ceren Acartürk, Feyzullah Gürdaş, Hümeyra Ergül, Kadriye Slocum İnce, H. Sevde Eskici, Taliye Akyıldız ve Hatice Kübra Işıldar ise psikologlarımız.