Bizim Mutlu Evlilik Çalışması’ndan fark ettiğimiz bir kavram. Mutlu evlilik çalışmasında mutlu evliler kavga yerine tartışma kelimesini özellikle kullanıyorlardı. Daha ılımlı bir şekilde tartıştıklarını ama kavga etmediklerini söylüyorlardı. Sonuçta evlilikte bir uyuşulmazlık olması kaçınılmaz. İki insan bir arada yaşıyorsa bazı konularda uyuşmazlık yaşamaları beklenen bir şey. Hatta iyi bir şey olarak kabul edilebilir çünkü eşler bu sayede menün olmadıkları şeyleri ifade ederek adalet arayışında bulunurlar. Bir taraf yaşadığı sorunları hiç ifade etmiyorsa, uyuşmazlığını dile getirmiyorsa içinde biriktirecektir. Bu evliliği daha olumsuz etkileyebilir. Fakat, bu uyuşmazlığı dile getirme, ifade etme biçiminde eşlerin bunu nasıl yaptığı evliliğin seyrini belirleyen ana meselelerden biridir. İyi evliliklerde eşler bu uyuşmazlıklarını daha hafif, ılımlı, olumlu, itici olmayan, iz bırakmayacak tarzda tartışırlar iken, kötü evliliklerde nerdeyse bunun tam tersi oluyor. Mesela, kötü bir kavga diyeceğimiz şeyin nerdeyse üç tane temel unsuru var. Bir, çiftler birbirlerine incitici sözler söylüyorlar, kırıcı sözler söylüyorlar. İki, bu sözleri söylerken de, karşı tarafa öfke, aşağılama gibi, yoğun bir duygu aktarımı da yapıyorlar. Yani, eş sadece incitici sözlere değil, bunu eşlik eden yoğun duyguya da maruz kalmış oluyor. Üç, daha kötüsü, birbirini itme, etini sıkma, vurma gibi fiziksel şiddet de eklenebiliyor. Üçü de aslında birbirinden kötü, ama üçünün bir araya geldiği hal sert bir şekilde bir kavga ilişkiyi tahrip edecek özellik gösteriyor.