Klinik görünüm açısından DKB alt tipleri Disosiyatif Kimlik Bozukluğu’nda (DKB) klinik görünüm açısından iki farklı alt sınıflama yapılabilir. Birincisi, klinik başvuru sırasında iç sesin/konuşmanın ön planda olduğu tip ile afekt değişiminin ön planda olduğu alt tiptir. İkincisi ise, alter/fragman sayısının sınırlı olduğu “az parçalı” tip ile alter/fragman sayısının aşırı olduğu “çok parçalı” tiptir.

Birinci ayrım ayırıcı tanı açısından önemlidir. Çünkü iç ses üzerinden alter varlığını tanımak daha kolay iken, afekt üzerinden alter varlığını tanımak daha zordur. İkinci ayrım ise tedavi seyrini etkilemesi açısından önemlidir. Çok parçalı bir DKB’yi ele almak daha zordur. Alter/fragman sisteminin çok aktörlü ve karmaşık olmasından dolayı içeride kaos olabilir.

İç ses/konuşmanın ön planda olduğu alt tip

İç ses veya iç konuşmanın olduğu alt tipte DKB tanısını koymak daha kolaydır. Bu kişiler genellikle kafalarının içinde çocukluktan beri konuşma olduğunu hemen söylerler. Bazen bu iç konuşmayı o kadar içselleştirirler ki, herkeste olduğunu düşünürler. Ta ki iç seslerin kişiyi zorlayan emredici, aşağılayıcı veya kendi aralarında çatışmacı nitelik kazandığında bu iç konuşmalardan şikayetçi olabilirler.

Afekt değişiminin ön planda olduğu alt tip

Bu DKB alt tipinde iç ses belirgin değildir. Hatta “Bazı insanlar zihinlerinde bir iç ses veya konuşma duyarlar. Sizde böyle bir durum olur mu?” sorusuna hayır cevabı verebilirler. Bu kişilere “bazı insanlar duygu ve davranışlarında hızlı değişimler yaşarlar. Sanki içlerinde birden fazla halleri/modları/kişilikleri varmış gibi hissederler. Sizde böyle bir durum olur mu?” sorusuna evet diyebilirler. Bu durumda “ani ve hızlı değişen bu farklı hallerinizi/modlarınızı/ kişiliklerinizi tanımlar mısınız?” şeklinde sormak gerekir.

 

Klinik görünüm açısından DKB alt tipleri

 

Bu alt tipte alter kimlikler arasında diyalog geliştirmek için gayret etmek gerekir. Bu alt grup bir kaç seans sonra kendi aralarında duyulabilir şeklinde konuşur hale gelebilir. Bu alt tipi tanımanın diğer bir yolu da, görüşme sırasında hızlı afekt değişimini fark etmektir. Örneğin anaiden aşırı sert veya delici bir bakış oluşması veya aniden çocuksu bir ifadeye geçiş bu alt tipi akla getirmelidir.

Az parçalı alt tip

DKB açısından alter sayısının sınırlı olması tedaviyi daha kolaylaştırdığı söylenebilir. “Az parçalı ve çok parçalı ayrımı için sistemde kaç alter ve fragman olmalıdır?” sorusunun uzlaşılmış cevabı yoktur. Benim kanaatim 20 altı az parçalı olmanın tipik halini gösterir. Az parçalı alt tipte, alter sistemini sınıflamak ve alterlerle tek tek bağlantı kurmak ve terapinin öznesi haline getirmek daha kolaydır. Bu kolay muhatap olma durumu, tedaviyi kolaylaştıran bir işlev gösterir.

 

Klinik görünüm açısından DKB alt tipleri

 

Çok parçalı alt tip

Çok parçalının tipik hali ise 100’ün üzerinde gündelik hayatı etkileyecek kadar alter ve fragmanın olmasıdır. Bu hastalarda o kadar çok bölünme vardır ki, alterleri tek tek tanımak oldukça zordur. İçeride katmanlar vardır. Bu kişiler bir kere bölünmeye başladıktan sonra hayatlarındaki her stres veya çelişki hatta olay için bir fragman üretir olmuşlardır. Çok parçalı alt tipin en büyük zorluğu neredeyse sabit bir host halinin devamının zor olmasıdır. Sistemde etkili alter ve fragmanları tek tek tanımak ve muhatap almak çok zordur. Bu da tedavinin uzamasına, ve kişinin hayatının kaotik seyretmesine sebep olabilir. Bu durumda, öncelikle gündelik hayatı daha fazla etkileyenler üzerinden terapiyi devam ettirmek ve sistemin tümüne birden seslenen konuşmaları yapmak gerekir.

Sonuç olarak, DKB ile uğraşan terapist, alt bu alt tipleri dikkate alarak tanı ve  terapi sürecini yürütmelidir.

Prof. Dr. Medaim Yanık / Psikiyatr

Tıp eğitimine 1987 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nde başladım. 2000 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde ruh sağlığı ve hastalıkları alanında uzman oldum.

TÜM YAZILARI

Diğer Blog Yazıları