Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu hastalarında zihinsel dünya ile gerçek dünya ayrımı… Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB) yaşayan kişiler kendi zihinlerinde bir dünya kurarlar. Bu dünya hem renkli hem acılı hem de kaotik olabilir. Ama alter kimliklerin etkileşiminden kurulan bu iç dünya, çoğu zaman dış dünyaya ve gerçekliğe tercih edilebilir hale gelebilir. İç sistem; çocukluktan beri oluşmuştur, yıllarca sürmüştür, alışkanlık haline gelmiştir, gerçeklik olarak kabul edilmiştir. Bu sebeple, zihin içerisinde yaratılan dünya gerçek dünya olarak algılanabilir.  Alterler iç dünyadaki rollerine alışıp, dış dünyaya uyum sağlamak istemeyebilirler.

 

Zihin içi dünya ile gerçeklik arasında gerilimler

Terapi sürecinde iç dünyanın zihinde yaşandığı, fiziksel dünyada karşılığı olmadığı anlaşıldıkça gerilimler oluşur. İlk gerilim, inanıp inanmama gerilimidir. Yıllarca alıştıkları zihinsel dünyanın gerçek olmadığına inanmak zor olabilir. İkinci gerilim alışkanlıkları değiştirip değiştirmeme gerilimidir. Yıllarca içinde yaşadıkları ve alışkanlık olan iç etkileşimleri yeni bir gerçeklikle değiştirmeye karşı isteksiz olabilirler. Öbür taraftan dış dünyanın farkına varınca iç gerçeklik anlamını kaybetmeye başlar. Üçüncü gerilim bazı alterler gerçek dünyayı güvensiz bulabilirler. İç dünyada saklandıkları yerler olduğunu düşünen alterler, gerçek dünyada nasıl yaşanacağını ve kendilerini nasıl koruyacaklarını bilemeyebilirler. Bu sebeple de kendi gerçeklikleri içinde kalmaya eğilim gösterebilirler.

 

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu hastalarında zihinsel dünya ile gerçek dünya ayrımı

 

Kopya alterler

DKB hastaların iç gerçeklik ile dış dünya arasındaki ayrım yapmalarını zorlaştıran faktörlerden biri de kopya alterlerdir. Kopya alter, gerçek dünyadaki bir kişinin zihin içinde aynısının yapılmasıdır. Bu kişiler hasta için acı verici veya pozitif olabilirler. Kişiyi gerçek hayatta etkilemişlerdir ve zihin bu kişilerin kopyasını yapmıştır.

Zihin içindeki kopya alterler, o kişinin kendisi gibi davranırlar. DKB hastası da o kişiye gerçek kişi muamelesi yapar. Böyle bir durumda iç dünya ile dış dünya gerçekliği kaybolur. Kişi içerideki kişi ile dış dünyadaki kişinin ayrımını yapamaz hale gelir.

Psikoterapi sürecinde alter kimliklerin gerçek dünyadaki kişiler olmadığını anlatmak kritik önemdedir. Kopya kimliklerin, zihnin o kişiyle ilgili zihinsel canlandırmadan ibaret olduğu anlatılır. Zihindeki kişi ile dış dünyadaki kişinin farklı şeyler olduğu, zihindeki kopyanın dışarıdaki kişiden bağımsız ve kişinin zihninin ürünü olduğunun anlaşılması gerekir.

 

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu hastalarında zihinsel dünya ile gerçek dünya ayrımı

 

Alterlerin zaman ve mekâna oryante etmek

Alter kimliklerin bazıları var oldukları zaman ve mekânda sıkışıp kalabilirler.  Bu sebeple bugünden ve bedenin içinde bulunduğu gerçek şartlardan haberdar olmayabilirler. Örneğin altı yaşlarında ve travmatik bir ortamda oluşmuş bir alter kimlik, yıllar geçmesine rağmen halen kendini altı yaşında ve parkta/odada/sınıfta olarak algılayabilir. Terapide o çocuğun olduğu yere gidip, onu alıp bugüne getirmek dönüm noktalarından biri olabilir. Terapinin her zaman ana hedeflerinden biri alter kimlikleri bugüne, beden gerçekliklerine ve bugünün yaşam şartlarına oryante ve adepte etmektir.

 

Gerçekliğe çağrı

DKB hastalarında psikoterapinin amaçlarından biri de kişiyi travmalardan bir kaçış yolu olan iç gerçeklikten, fiziksel gerçekliğe geçişini sağlamaktır. Çünkü geçmişte bir baş etme yolu olarak kullanılan bu durum, zaman geçtikçe kendisi sorun haline gelmiştir. Örneğin çocuk altere bakmak için anne alter oluşabilir. Anne alter, kendisinin gerçekten anne olduğunu düşünebilir ve çocuk alterlerin büyümesini engelleyebilir. Bu durumda tüm kimlikleri gerçek dünyanın gerçekliklerine kendilerini uydurması için çaba göstermek gerekir. Örneğin bedenin yaşı, cinsel kimliği, giyimi, mesleği vb. tüm alterleri bağlayan bir fiziksel gerçeklik olduğu anlatılır.  Kişinin adım adım fiziksel dünyanın gerçekliğine uyum sağlamasına çalışılır.

Prof. Dr. Medaim Yanık / Psikiyatr

Tıp eğitimine 1987 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nde başladım. 2000 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde ruh sağlığı ve hastalıkları alanında uzman oldum.

TÜM YAZILARI

Diğer Blog Yazıları