Çocuklarda Konuşma Gecikmesi- Bölüm 2
Bir Çocukta Neden Konuşma Geriliği Olur?
Konuşma geriliğinin ortaya çıkmasında birçok faktör etkili olmaktadır. Bunların bazıları fizyolojik ve genetik faktörlerin bazıları da sosyal, çevresel ve psikolojik faktörlerin etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Çocuğun ailesinde dil ediniminde bir gecikme veya konuşmada bir sorun öyküsünün olması riski arttıran bir genetik durum olarak karşımıza çıkar. Birçok fizyolojik problem de gecikmiş dil edinimi ve konuşmaya neden olabilir.
Dil ve İşitme Problemi
İlk yapılacak şey, çocukta işitme ile ilgili bir sıkıntı olup olmadığını öğrenmek için odyolog tarafından işitme testlerinin uygulanması gerekir. Eğer çocuk işitme kaybı yaşıyorsa büyük olasılıkla dil ediniminde ve konuşmanın gelişiminde de sorun yaşıyordur. Ayrıca işitme engelli çocuk sadece konuşmayı değil, dil ile ilgili birçok olgunun da farkında olmayabilir.
Dil ve gelişimsel bozukluklar
Çocukta otizim, zihinsel engellilik, nörolojik bir takım hastalıklar varsa konuşmada sıkıntı yaşayabilir. Gecikmiş dil ve konuşma, dudakların şeklinden, yapısından, ağız kısmının çene ile birleşimindeki bir takım organik nedenlerden kaynaklanabilir. Dilin altında yer alan frenulanın (dili ağza tutan ince doku) kısa olması dilin hareketini kısıtlayarak, ses üretimini zorlaştırıp, engelliyor olabilir. Çocuğun beyin gelişimiyle alakalı olarak özellikle oral-motor problem olarak ortaya çıkabilir, bu durumda çocuklar ses çıkarmak için dilini, dudaklarını ve çenesini kullanırken sıkıntı yaşarlar, zorlukla karşılaşırlar.
Bu durumlar fizyolojik ve organik nedenlerken diğer bir yandan psikolojik ve çevresel faktörlerde etkili olmaktadır. Çocuğunuzun içinde bulunduğu ortamda uyaran eksikliği varsa, konuşma geriliği sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Çocuğunuz sözel ifadenin olmadığı, bilgisayar, telefon ya da tablet oyunu oynamışsa, aşırı çizgi film izleme geçmişi bulunuyorsa, sıkça rastlıyoruz konuşma sorunlarına. Yaşıtlarıyla yeterince aynı ortamda bulunamamış ve sosyal ilişkileri zayıfsa, çocuğunuza hem aile ortamında hem de evde yeterince söz hakkı tanınmadıysa bu gibi sıkıntılar yaşanır. Çocuk ihmal ve istismar edildiyse çok sarsıcı şekilde etkilenme söz konusudur, dil ediniminde, konuşmada gecikme olması büyük olasılıkla mümkündür.
Dil gelişimi ve Oyun
Bir diğer önemli nokta, dil gelişiminde oyunun pozitif bir etkisi ve önemli bir yeri vardır, çünkü çocuklar oyun oynarken öğrenir. Çocuk düşüncelerini, korkularını ve kaygılarını oyun oynarken ifade ederler. Üstelik bu oyun eğer yaşıtları olan arkadaşlarıyla oynanıyorsa, kelime bilgisi, kelime dağarcığı ve genel kültür paylaşımı oyun sırasında çocuklar arasında yapılır. O yüzden çocukların kendi yaşıtlarıyla bulunabileceği ortamlarda olması çok önemlidir. Örneğin, anaokulları çocukların hem yaşıtlarıyla bir arada olup sosyal ilişkiler kurmasını hem de kendilerini ifade edip özgüven açısından gelişimlerine oldukça faydalı olacaktır.
Peki, bu yukardaki bilgiler doğrultusunda çocuğunuzun sağlıklı bir dil gelişimine ve konuşmaya sahip olması için anne ve baba olarak siz neler yapabilirsiniz?
-Çocuğunuz doğduğu andan itibaren onunla konuşun, ona hikâyeler anlatın, bol bol yaşına uygun kitap ve dergiler okuyun.
-Çocuk konuşurken onun sözünü kesmeden veya onu susturmadan dikkatlice dinlemeli ve sorduğu sorulara cevap verilmelisiniz.
– Çocuğunda sizinle konuşması için, soru sormaya teşvik etmelisiniz.
– Çocuğunuzla oyunlar kurun ve oynayın, oyun sırasında dil gelişimini destekleyecek şekilde ona söz hakkı tanıyın. Bu konuda zorlanmanız durumda, bizlerden yani çocuk psikologlarından yardım alabilirsiniz.
Çocuğunuzla Sohbet Saati Oluşturun
– Her gün bir konuşma saati belirleyin, siz anne ve baba olarak o gün yaşadıklarınızı bir özet halinde anlatın, çocuğunuz da o gün yaşadıklarını var olan kelime bilgisi ve dağarcığıyla açıklamaya çalışsın. Sadece dinleyin onu yargılamayın veyahut eleştirmeyin, burada önemli olan çocuğunuzun konuşmasını desteklemek, konuşmasını hızlandırmak ve iletişimi artırmaktır. Eğer çocuğunuzu konuşurken müdahale etmeden duramıyorsanız veya sık sık eleştiri yapıyorsanız bu durum da ayrı bir sorun teşkil etmektedir. Bu durumda, iletişim veya ilişki problemi yaşamaktaysanız, çocuğunuzla birlikte yardım alabilirsiniz.
–Çocuğunuzla yaşına uygun içerikte basit bir şekilde konuşun. Onu sıkacak veya yoracak uzun cümleler kurmayın, konuşurken ses tonunuzun çok yüksek ya da çok düşük olmamasına dikkat edin.
– Çocuğunuzla bebeksi konuşmaların içine girmeyin, yaptığınız her jest, mimik hareketini ve konuşma şeklini taklit edebileceğini unutmayın.
Çocuğunuza açık uçlu sorular sorun.
– Çocuğunuza özellikle iki yaşından sonra kapalı uçlu sorular yerine, açık uçlu sorular sorun. Bulutları görüyor musun yerine gökyüzünde neler görüyorsun gibi. Cevabı evet, hayır ya da tek bir cevap içerek gibi değil de daha çok sözcük kullanarak ve cümle kurarak cevaplanacak sorular sormaya özen gösterin.
Çocuğun sorumuluklarını kendi alabilmesine fırsat verin
– Çocuğun bakımı üstlenen kişi kim ise bazen anneanne ve babaanneler de olabiliyor. Çocuğa fazla ilgi gösterip üzerine titremeleri sonucunda, çocukların ihtiyaçlarını, onların konuşmalarına ve kendilerini anlatmaları için fırsat tanıyıp, çaba sarf etmelerine müsaade ettikten sonra karşılamak da çok önemli. Aksi halde çocuk dil tembelliği yaşayabiliyor. Su isterken bile, sadece ‘su’ demesi yeterli oluyor ve suyu büyükler önüne getiriveriyor. Bu durum cümle kurma eksikliğine, günlük dilin ve ilişkilerin bozulmasına yol açabilir.
Çocuğun teknoloji kullanımını sınırlandırın
Çocuğunuzun televizyon izlemesini sınırlandırın ve kontrol altında çocuğun neyi, nasıl izlediğinden haberdar olarak kullanımlarına izin verin. Bu kısımda sorun yaşamanız çok normal, çağımızın hastalığı teknoloji bağımlılığı maalesef. Kliniğe gelen vakaların 10/8’i aşırı televizyon ya da bilgisayar kullanımdan şikayetçi ve bundan dolayı da başka problemler yaşamaktalar.
Önemli nokta;
Sorunu halledemediğiniz durumda bizden yardım talep edin, çocuğa hayatında nelere sebep olduğunu bir başka kişinin aktarması daha etkili bir yol oluyor. Seanslarda kendine ifade etmesine fırsat tanındıkça tutkuyla bağlandıkları bilgisayardan daha değerli şeyler olduğunu görmeye başlıyorlar. Unutmayın bu süreçte anne ve babalar çok etkili olmakta, terapi sürecindeki seanslarda bulunmalı ve aktif görev üstlenmelisiniz.


Peki, seansta çocuğun dil gelişimi hangi kriterlere bakılarak incelenir?
-Çocuğun neyi, ne kadar algılayabildiği
-Çocuğun neleri ifade edebildiği
-Çocuğunuzun beden diliyle, elleri ve kollarıyla veya kafa sallamak gibi iletişim yollarını ne kadar sıklıkla kullandığı,
-Çocuğun ses bilgisi, kelime bilgisi, söz dizimi gibi edinimleri
– Çocuğun mevcut konuşmasının anlaşılırlığı
-Çocuğun fizyolojik olarak ağız yapısı (çocuğun ağzını, dilini ve damağını nasıl kullandığı)
Sonuç Olarak;
Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun onu tanımak, becerileri ve davranışları hakkında bilgi sahibi olmak çok değerli. Erken tanı konulması ve erken tedavi, konuşma ve dil becerisiyle ilgili sıkıntıların çözümlemesinde çok önemli bir yer tutar. Etkili terapi süreciyle de bu konuşma geriliğinin anne ve babanın çocuğu yetiştirirken ki tutumundan mı kaynaklandığı iletişim problemlerinden mi kaynaklandığı yoksa çocuğun bir konuşma terapistine mi yönlendirilmesi gerektiğini anlamak için büyük önem taşıyor. Özellikle 3 yaşını doldurmuş sesleri çıkarmakta zorlanan çocukların en yakın zamanda bir çocuk psikoloğuna götürülmesi tavsiye edilmektedir.
Bir Çocukta Neden Konuşma Geriliği Olur?
Konuşma geriliğinin ortaya çıkmasında birçok faktör etkili olmaktadır. Bunların bazıları fizyolojik ve genetik faktörlerin bazıları da sosyal, çevresel ve psikolojik faktörlerin etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Çocuğun ailesinde dil ediniminde bir gecikme veya konuşmada bir sorun öyküsünün olması riski arttıran bir genetik durum olarak karşımıza çıkar. Birçok fizyolojik problem de gecikmiş dil edinimi ve konuşmaya neden olabilir.
İlk yapılacak şey, çocukta işitme ile ilgili bir sıkıntı olup olmadığını öğrenmek için odyolog tarafından işitme testlerinin uygulanması gerekir. Eğer çocuk işitme kaybı yaşıyorsa büyük olasılıkla dil ediniminde ve konuşmanın gelişiminde de sorun yaşıyordur. Ayrıca işitme engelli çocuk sadece konuşmayı değil, dil ile ilgili birçok olgunun da farkında olmayabilir.
Çocukta otizim, zihinsel engellilik, nörolojik bir takım hastalıklar varsa konuşmada sıkıntı yaşayabilir. Gecikmiş dil ve konuşma, dudakların şeklinden, yapısından, ağız kısmının çene ile birleşimindeki bir takım organik nedenlerden kaynaklanabilir. Dilin altında yer alan frenulanın (dili ağza tutan ince doku) kısa olması dilin hareketini kısıtlayarak, ses üretimini zorlaştırıp, engelliyor olabilir. Çocuğun beyin gelişimiyle alakalı olarak özellikle oral-motor problem olarak ortaya çıkabilir, bu durumda çocuklar ses çıkarmak için dilini, dudaklarını ve çenesini kullanırken sıkıntı yaşarlar, zorlukla karşılaşırlar.
Bu durumlar fizyolojik ve organik nedenlerken diğer bir yandan psikolojik ve çevresel faktörlerde etkili olmaktadır. Çocuğunuzun içinde bulunduğu ortamda uyaran eksikliği varsa, konuşma geriliği sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Çocuğunuz sözel ifadenin olmadığı, bilgisayar, telefon ya da tablet oyunu oynamışsa, aşırı çizgi film izleme geçmişi bulunuyorsa, sıkça rastlıyoruz konuşma sorunlarına. Yaşıtlarıyla yeterince aynı ortamda bulunamamış ve sosyal ilişkileri zayıfsa, çocuğunuza hem aile ortamında hem de evde yeterince söz hakkı tanınmadıysa bu gibi sıkıntılar yaşanır. Çocuk ihmal ve istismar edildiyse çok sarsıcı şekilde etkilenme söz konusudur, dil ediniminde, konuşmada gecikme olması büyük olasılıkla mümkündür.
Dil gelişimi ve Oyun
Bir diğer önemli nokta, dil gelişiminde oyunun pozitif bir etkisi ve önemli bir yeri vardır, çünkü çocuklar oyun oynarken öğrenir. Çocuk düşüncelerini, korkularını ve kaygılarını oyun oynarken ifade ederler. Üstelik bu oyun eğer yaşıtları olan arkadaşlarıyla oynanıyorsa, kelime bilgisi, kelime dağarcığı ve genel kültür paylaşımı oyun sırasında çocuklar arasında yapılır. O yüzden çocukların kendi yaşıtlarıyla bulunabileceği ortamlarda olması çok önemlidir. Örneğin, anaokulları çocukların hem yaşıtlarıyla bir arada olup sosyal ilişkiler kurmasını hem de kendilerini ifade edip özgüven açısından gelişimlerine oldukça faydalı olacaktır.
Peki, bu yukardaki bilgiler doğrultusunda çocuğunuzun sağlıklı bir dil gelişimine ve konuşmaya sahip olması için anne ve baba olarak siz neler yapabilirsiniz?
-Çocuğunuz doğduğu andan itibaren onunla konuşun, ona hikâyeler anlatın, bol bol yaşına uygun kitap ve dergiler okuyun.
-Çocuk konuşurken onun sözünü kesmeden veya onu susturmadan dikkatlice dinlemeli ve sorduğu sorulara cevap verilmelisiniz.
– Çocuğunda sizinle konuşması için, soru sormaya teşvik etmelisiniz.
– Çocuğunuzla oyunlar kurun ve oynayın, oyun sırasında dil gelişimini destekleyecek şekilde ona söz hakkı tanıyın. Bu konuda zorlanmanız durumda, bizlerden yani çocuk psikologlarından yardım alabilirsiniz.
Çocuğunuza özel sohbet saati ayarlayın…
– Her gün bir konuşma saati belirleyin, siz anne ve baba olarak o gün yaşadıklarınızı bir özet halinde anlatın, çocuğunuz da o gün yaşadıklarını var olan kelime bilgisi ve dağarcığıyla açıklamaya çalışsın. Sadece dinleyin onu yargılamayın veyahut eleştirmeyin, burada önemli olan çocuğunuzun konuşmasını desteklemek, konuşmasını hızlandırmak ve iletişimi artırmaktır. Eğer çocuğunuzu konuşurken müdahale etmeden duramıyorsanız veya sık sık eleştiri yapıyorsanız bu durum da ayrı bir sorun teşkil etmektedir. Bu durumda, iletişim veya ilişki problemi yaşamaktaysanız, çocuğunuzla birlikte yardım alabilirsiniz.
–Çocuğunuzla yaşına uygun içerikte basit bir şekilde konuşun. Onu sıkacak veya yoracak uzun cümleler kurmayın, konuşurken ses tonunuzun çok yüksek ya da çok düşük olmamasına dikkat edin.
– Çocuğunuzla bebeksi konuşmaların içine girmeyin, yaptığınız her jest, mimik hareketini ve konuşma şeklini taklit edebileceğini unutmayın.
Çocuğunuza açık uçlu sorular sorun…
– Çocuğunuza özellikle iki yaşından sonra kapalı uçlu sorular yerine, açık uçlu sorular sorun. Bulutları görüyor musun yerine gökyüzünde neler görüyorsun gibi. Cevabı evet, hayır ya da tek bir cevap içerek gibi değil de daha çok sözcük kullanarak ve cümle kurarak cevaplanacak sorular sormaya özen gösterin.
Çocuğun kendi sorumluluklarını kendisinin alması için fırsat verin…
– Çocuğun bakımı üstlenen kişi kim ise bazen anneanne ve babaanneler de olabiliyor. Çocuğa fazla ilgi gösterip üzerine titremeleri sonucunda, çocukların ihtiyaçlarını, onların konuşmalarına ve kendilerini anlatmaları için fırsat tanıyıp, çaba sarf etmelerine müsaade ettikten sonra karşılamak da çok önemli. Aksi halde çocuk dil tembelliği yaşayabiliyor. Su isterken bile, sadece ‘su’ demesi yeterli oluyor ve suyu büyükler önüne getiriveriyor. Bu durum cümle kurma eksikliğine, günlük dilin ve ilişkilerin bozulmasına yol açabilir.
Çocuğunuza sınırlamalar getirin…
– Çocuğunuzun kesinlikle televizyon, bilgisayar, tablet, telefon gibi teknolojik aletleri kullanımlarını sınırlandırın ve kontrol altında çocuğun neyi, nasıl izlediğinden haberdar olarak kullanımlarına izin verin. Bu kısımda sorun yaşamanız çok normal, çağımızın hastalığı teknoloji bağımlılığı maalesef. Kliniğe gelen vakaların 10/8’i aşırı televizyon ya da bilgisayar kullanımdan şikayetçi ve bundan dolayı da başka problemler yaşamaktalar.
Önemli bir nokta!
Sorunu halledemediğiniz durumda bizden yardım talep edin, çocuğa hayatında nelere sebep olduğunu bir başka kişinin aktarması daha etkili bir yol oluyor. Seanslarda kendine ifade etmesine fırsat tanındıkça tutkuyla bağlandıkları bilgisayardan daha değerli şeyler olduğunu görmeye başlıyorlar. Unutmayın bu süreçte anne ve babalar çok etkili olmakta, terapi sürecindeki seanslarda bulunmalı ve aktif görev üstlenmelisiniz.


Peki, seansta çocuğun dil gelişimi hangi kriterlere bakılarak incelenir?
-Çocuğun neyi, ne kadar algılayabildiği
-Çocuğun neleri ifade edebildiği
-Çocuğunuzun beden diliyle, elleri ve kollarıyla veya kafa sallamak gibi iletişim yollarını ne kadar sıklıkla kullandığı,
-Çocuğun ses bilgisi, kelime bilgisi, söz dizimi gibi edinimleri
– Çocuğun mevcut konuşmasının anlaşılırlığı
-Çocuğun fizyolojik olarak ağız yapısı (çocuğun ağzını, dilini ve damağını nasıl kullandığı)
Sonuç Olarak:
Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun onu tanımak, becerileri ve davranışları hakkında bilgi sahibi olmak çok değerli. Erken tanı konulması ve erken tedavi, konuşma ve dil becerisiyle ilgili sıkıntıların çözümlemesinde çok önemli bir yer tutar. Etkili terapi süreciyle de bu konuşma geriliğinin anne ve babanın çocuğu yetiştirirken ki tutumundan mı kaynaklandığı iletişim problemlerinden mi kaynaklandığı yoksa çocuğun bir konuşma terapistine mi yönlendirilmesi gerektiğini anlamak için büyük önem taşıyor. Özellikle 3 yaşını doldurmuş sesleri çıkarmakta zorlanan çocukların en yakın zamanda bir çocuk psikoloğuna götürülmesi tavsiye edilmektedir.

Psk. Taliye Akyıldız
İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümünü burslu okumuş, yüksek onur öğrencisi olarak mezun olmuştur. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Klinik Psikoloji tezli yüksek lisans programına devam etmektedir, tez aşamasındadır.

Bir cevap yazın