Halk Sağlığı Sorunu Olarak Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu
Halk Sağlığı Sorunu Olarak Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu … Disosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB) toplumda en az %1, psikiyatri servislerinde ise % 5.4 oranında bulunur. Halbuki araştırmalardaki bu yüksek yaygınlık klinik pratiğe yansımaz. Bunun temel nedeni, DKB’nin tanınmaması ve tedavi eden terapist sayısının bir elin parmakları kadar az olmasıdır. Bu anlamda DKB Türkiye için bir “halk sağlığı” sorunudur. Halbuki DKB, tedavi etkinliği diğer birçok psikiyatrik rahatsızlıktan daha yüksek olan, hatta tamamen tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. DKB’nin özellikle çocuk ve ergenlerde erken dönemde fark edilmesiyle, tedavi büyük bir hızla ve başarıyla tamamlanabilmektedir.

Türkiye için DKB’nin halk sağlığı sorunu olmasının temel nedeni, tanı ve tedavisi konusundaki eğitim eksikliğidir. Diğer bir çok psikiyatrik bozuklukta ruh sağlığı profesyonellerine sunulan tanı ve tedavide yetkinleşmeyi sağlayan eğitimler DKB alanında oluşturulamamıştır. Bu sebeple DKB tanı ve tedavisi tüm dünyada bir düzeyde sorun iken, Türkiye’de özel bir durum oluşmuştur. Tüm dünyada DKB’nin var olup olmadığı tartışması sönmüş, bunun yerine bu alanın tedavisi ile uğraşanların tedavi tecrübelerini ortaya koydukları geniş bir literatür açığa çıkmıştır. Maalesef aynı durum Türkiye’de yaşanmamıştır. Tanı tartışmalarının yaşandığı 1995’li yıllardan sonra, alan bir sessizliğe bürünmüştür. Bu gidişatın tek istisnası Vedat Şar ve arkadaşlarının bilimsel araştırmalarıdır. Fakat araştırma alanındaki bu büyük başarı, DKB tanı ve tedavisinin yaygınlaşmasına dönüşmemiştir. Halbuki DKB tedavisi; kolay öğretilebilir, öğrenilebilir ve uygulanabilir bir tedavidir. Tedavi sürecinde genel tedavi ve psikoterapi ilkeleri geçerli olup, sadece DKB’ye özgü tekniklerin eklenmesi gerekir.

DKB Neden Tanınmıyor?
Dissosiyatif kimlik bozukluğuna sahip danışanların tanı almamasının, yanlış ya da geç tanı almasının belli başlı sebepleri bulunmaktadır. En yaygın sebepler şöyle sıralanabilir:
- Klinisyenler arasında tanı ve tedavi eğitiminin yetersiz olması
- Rutin klinik görüşmede dissosiyasyon ve çocukluk çağı travması sorgulamasının yapılmaması
- DKB’yi yanlış ya da eksik kavrama: DKB’nin toplumda nadir görülen bir rahatsızlık olduğunu düşünmek ya da DKB belirtilerinin son derece dramatik görünümlü ve şiddetli olmasını beklemek; terapistlerin hafif ve orta düzeydeki DKB tanılarını gözden kaçırmasına sebep olabilir
- DKB tanısına yönelik mesafeli tutum ve iatrojenik tartışması

Prof. Dr. Medaim Yanık / Psikiyatr
Tıp eğitimine 1987 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nde başladım. 2000 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde ruh sağlığı ve hastalıkları alanında uzman oldum.

Bir cevap yazın