FORMSANTE DERGİSİ DEST-İ İZDİVAÇ KİTABI RÖPORTAJI
Formsante Dergisi Dest-i İzdivaç kitabı röportajı
Kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?
Tıp doktoruyum. İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde psikiyatri ihtisası yaptım. Bakırköy Ruh Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde başhekimlik yaptım. Şu anda Üsküdar’da kendi muayenehanemde hizmet veriyorum. “Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu” ve “Eş terapileri” özel yoğunlaştığım alanlar.
Bu kitabı yazma fikri nasıl oluştu?
Üniversitede eş ilişkileri dersi veriyordum. Benim dersim popüler hale gelmiş. Sınıfta oturacak yer kalmıyordu. Derse kayıtlı olmayan, hatta üniversite dışından misafir öğrenciler bu derse katılmaya başladılar. Sonra öğrencilerden konferans teklifi geldi. Kitabın ismi öğrencilerin o konferansta kullandığı başlıktan geldi. Konferans halen internette var. Galiba bayağı beğenildi. O dönemde öğrencilerimden ilişkiler ile ilgili çok soru almaya başladım. Aynı zamanda muayenehaneme de evlilik öncesi ilişkiler için gelen çiftler oldu. Bu süreçte “Dest-i İzdivaç” kitabı doğdu. Aslında bu kitabın başka örneği yok. İlginç ve cins bir kitap oldu.
Verdiğiniz seminerlerde izleyicilerinize “Nasıl olursa olsun evlenin” diyorsunuz? Gerçekten de herkesin evlenmesi gerekir mi?
Aslında eş bulmanın farklı yöntemlerinin meşru olduğunu söylüyorum. Eşini bulmak insan tekinin başarması gereken işlerden biri. İnsanların yaklaşık %5’i hayatı boyunca hiç evlenmiyor. Özellikle Avrupa’da evliliklere karşı sinik bir bakış var. Amerikalılar evlenmeyi, boşanmayı ve yeniden evlenmeyi seviyor. Ben evliliğe olumlu bakanlardanım.
Evlilik için hem mutluluk hem de mutsuzluk kaynağı derken bu öneri kendi içinde çelişmiyor mu?
Aksine bilimsel çalışmalarla tekrar tekrar gösterilmiş bir durumu ifade ediyor. Eğer iyi/mutlu bir evliliğiniz var ise, hem ruhsal hem bedensel sağlığınız olumlu etkileniyor. Ama evliliğiniz kötü/mutsuz ise, hem ruhsal hem de bedensel sağlığınız olumsuz etkileniyor. Bu durumu en son 75 yıllık “Harvard mutluluk çalışması” da gösterdi. İnsan mutluluğu başkalarıyla , en fazla da eşlerimizle kurduğumuz ilişkinin niteliği ile çok yakından ilişkili.
Eş seçiminin bilimsel olarak yapılması mümkün mü?
Eş seçiminin bilimsel bir formülü yok. Filozof Stuart Mill eş seçimini piyango bileti almaya benzetir. Zaten bu formülü birileri ortaya koysa Bill Gates’den daha zengin olur. Ama nasıl daha sağlıklı yaşamak, sağlıklı beslenmek hakkında güvenebileceğimiz bilgiler varsa, doğru eş seçimi konusunda da benzer bir iş yapılabilir. Yani daha doğru eşleşmeler yapabilmek mümkün. Zaten benim kitabımın tam da yapmaya çalıştığı bu. Kişinin kendisini ve eş adayını anlamayı ve birbirlerine uygunluk analizi yapmalarına rehberlik ediyor.
Kadınlar ve erkekler evlenme kararı alırken karşı tarafa ilişkin hangi kriterleri önemsiyor? (Fiziki özellikler, maddiyat, inanışlar gibi…)
Aslında TUİK verilerine göre, televizyondaki evlilik programda resmedilenin aksine, kadınlarımız da erkeklerimiz de sevmek ve sevilmek istiyor. İlk aradıkları bu. Yanına diğer şeyleri koyuyorlar. Ben eş adayını değerlendirmek için beş unsur önerdim. Bunlar; fiziksel özellikler, çoklu zeka, kişilik özellikleri, sosyal kimlik ve evlilik felsefesi şeklinde.
Kişilik özelliklerinin bu seçimdeki önemi nedir?
Kişilik özelliklerimiz, insan ilişkilerimizi etkileyen temel özelliklerimizden en başta olanı. Fakat kişilikleri doğru değerlendirmek kolay iş değil. Psikiyatr ve psikologların bile içinden çıkmakta zorlandıkları bir mesele. Ben kitabımda kişilik meselesini değerlendirmeyi kolaylaştıracak bir öneride bulundum. 28 tane kişilik özelliğini spektrum haline getirdim. Eş adaylarının bu spektrumda kendi yerlerini ve eşlerinin yerini işaretlemelerini önerdim. Spektrumun ucundaki mizaç özelliklerinin evliliğe sorun olacak dinamikler getireceği kanaatindeyim. Kişi kendisini bekleyenleri satın alıp alamayacağına bakmalı.
Günümüzde eş bulmanın yolları neler? (Tanıştırılma, görücü usulü, tanışma gibi…)
Türkiye’de son 20 yılda evlenenlerde görücü usulü yok denecek kadar az. Kabaca evliliklerin %50’si tanışma, diğer %50’si tanıştırılma yoluyla oluyor. Tanıştırılma aileler, arkadaşlar veya çöpçatan siteleri üzerinden olabiliyor. Aslında her bir yöntemin kendine özgü avantaj ve dezavantajları var. Benim önerim iki yönteme de açık olmak şeklinde.
Peki ya mükemmel evlilik mümkün mü?
Mükemmel evlilik kavramı yerine iyi veya mutlu evlilik kavramını kullanırsak, rahatlıkla evet diyebiliriz. Yakında “Mutlu Evliliklerin 7 Özelliği” adlı bir kitabım çıkacak. Bu kitap mutlu evliliği olan eşlerle derinlemesine yapılan görüşmeler sonucunda açığa çıktı. O kadar içi ısıtıcı anlatımlar var ki! Mutlu evliler gerçek.
Aşk evliliğin vazgeçilmezi mi? Yoksa aşk olmadan da evlilik olur mu?
Aşk bir insanın başına gelebilecek en güzel şeylerden biri. Aşk veya sevgi olmadan bir ilişkiyi başlatmak veya sürdürmek kolay değil. Yalnız aşk ve uygunluğu birlikte düşünmek gerekiyor. Eş adayına hem aşıksınız, hem de size uygunsa tadına doyum olmaz. Kaçırmamak lazım. Ama bir psikopata da aşık olabilirsiniz. Bir psikopatla evlenmek akıllıca olmaz. Ayrıca aşık çiftler bazen birbirlerini içinden çıkılmaz acılara boğup, sürekli birbirlerini aşağı çekebilirken, bazı aşık çiftler birbirlerini geliştirip, mutluluk veriyorlar. Bu sebeple aşkın tek bir hali varmış gibi düşünmek yanlış. Aşkı evlilik kararının tek parametresi haline getirmek acılar doğurabilir. Ama içinde olumlu duygunun olmadığı evlilikler yapmak da akıllıca değil.
Evlenmek isteyen ama partnerinin onun için doğru kişi olup olmadığına dair son kararı veremeyen kişilere bir öneriniz var mı?
Benim kitabımı okusunlar. Kitabı yazarken öyle bir kitap yazacağım ki, bir iki saatte okunabilsin, eşleşme sürecinde rehber metin olarak kullanılabilsin diye düşündüm. Kitabın son bölümde karar vermeye yardımcı olacak şekilde işaretlemeler yapılacak bir bölüm var. Benim önerim, eş uyumu ile ilgili analiz yapın ama son kararı sezgi ile verin şeklinde. Duygu ve aklın birlikte evet demesi önemli. İkisinden biri hayır diyorsa evlenmek iyi karar olmayabilir.
Kişi, kendisi için doğru eşi bulduğunu nasıl anlayabilir?
Eş adayına hem pozitif duygular besliyor, hem kendisi hem de dış gözlemciler çifti birbirine uygun buluyorsa, bu hal evlilik kararı vermeye yetebilir.
Bu kitabı yalnızca eş bulma sürecindeki kişilere değil, anne babalara da öneriyorsunuz. Neden?
Ben tanışma usulü kadar tanıştırılma usulünü de destekliyorum. Anne baba olmanın çocuklarının eşleşme süreçlerine de rehberlik etmeyi kapsadığını düşünüyorum. “Bu çağda gelin bakılır mı?” demenin aptalca olduğunu düşünüyorum. Hatta bu kişilerden nazım geçenlere “Galiba beceriksizsin.” diyorum. Tanıştırmak evlilik kararını sizin vermeniz değildir. İki kişiyi birbirinden haberdar etmektir. İki kişi bundan sonra birbiriyle bir süreç yaşayarak karar verecekler. Anne babalar, dostlar, arkadaşlar bu işi yapmadığında çöpçatan siteleri bu işi yapacak. Ki ben çöpçatan sitelerinin de riskleri olmakla beraber olumlu fonksiyon görebileceği kanaatindeyim.
Eklemek istedikleriniz var mı?
Mayıs ayı başında “Mutlu Evliliklerin 7 Özelliği” başlıklı kitabım piyasaya çıkacak. Bu kitap iyi/mutlu evlilerin evliliklerini iyi yapan becerilerini gösteriyor. Bu becerileri eşlere yüz yüze öğretmek istiyorum. Bu eğitimler “normali geliştirme” olacak, yani terapi maksatlı değil. Tüm evli çiftleri hedefleyen eğitim, sağlıklı yaşamı öğrenmeye benzer şekilde, iyi evlilik becerilerini kazandırmayı hedefliyor.

Bir cevap yazın