Hassas biri miyim?… Hassas Bireylerin 9 Ayırıcı Özelliği
Hassas biri miyim?… Hassas İnsanların 9 Ayırıcı Özelliği… Araştırmalar, toplumun %15 ila %20’sinin “hassas” olduğunu göstermekte. Ancak, birçok birey bunun ne anlama geldiğinden ve tam olarak ne ifade ettiğinden habersiz. Habersiz olmak ile birlikte, “hassas” ifadesi başka bireyleri tanımlarken yaygın bir şekilde kullanılabilmekte. Bu yazıda, bu kavrama biraz değinmek istedim.
Öncelikle, “hassas” olmak psikologlar için tanı rehberi olan DSM-5’e göre psikolojik bir rahatsızlık değil. Dolayısıyla, “hassas” olarak tanımlanan bireyler psikolojik bir tanıya sahip değil. Aynı zamanda, içe dönüklük ile ilişkili olmasına rağmen, “hassas” olmak ve içe dönüklük aynı şeyleri ifade etmiyor. İçe dönük bireyler özellikle başka insanlara duyarlı iken, “hassas” olarak tanımlanabilecek bireyler sadece başka insanlara değil, birçok şeye ilişkin duyarlı olabiliyor. Örneğin, bazı hassas bireyler başka insanların yaptığı eylemlere (sokağa aracını iki araç yeri alacak şekilde park etme eylemi gibi) oldukça duyarlı iken, bazı hassas bireyler de beş duyu organlarını etkileyen faktörlere (bir odanın kokusu) duyarlıdır.
Diğer taraftan, “hassas” olmak, panik bozukluk ve panik atak gibi kaygı bozukluklarına ve depresyona yatkınlık oluşturabilmekle beraber, araştırmalara göre, “hassas” olmak o kadar da olumsuz bir şey değil. Öyle ki, ortaya çıkan bulgular “hassas” bireylerin toplumdaki diğer bireylere kıyasla daha vicdanlı, sabırlı ve dürüst olduğunu göstermekte. Diğer bireylerin toplumda fark edemediği detayları fark edebilmekte ve yaratıcılıkta diğer bireylere kıyasla çok daha iyi performans sergileyebilmektedirler.
Hassas İnsan Ölçeği (The Highly Sensitive Person Scale)’ni geliştiren ve The Highly Sensitive Person (Hassas İnsanlar Üzerine) başlıklı kitabı yazan Elaine N. Aron’a göre “hassas” bireylerin diğer ayırıcı özellikleri şu şekildedir:
1. Yapacak bir, iki değil de, birçok sorumlulukları olduğunda, dolup taşacakmış hissine kapılırlar: “Hassas” bireyler birden fazla sorumlulukları olduğunda sanki kontrolü kaybettikleri hissine kapılır ve nereden, nasıl başlayacaklarına ilişkin zorluk yaşarlar. Bu anlarda gözle görülebilir düzeyde kaygılı ve endişeli görünmekle beraber, stres düzeyleri arttıkça, verimlilik düzeyleri azalır.

2. Dışarı ortamlarını kaotik bulurlar: “Hassas” bireyler girdikleri ortamlardaki seslere, kokulara, hareketlere ve görüntülere normalden çok daha duyarlı olmaları dolayısıyla genelde cafe vb. ortamlarda çalışmakta zorluk çeker, bu ortamlardan ziyade odalarında ya da kütüphanelerde çalışmayı tercih ederler.

3. Hangry (Hunger: Açlık, ve Angry: Öfke duygusu kelimelerinin birleşimi) olurlar: “Hassas” bireylerin açlık duygusuna duyarlılıkları diğer bireylere kıyasla daha yüksek olduğundan, acıktıkça adeta fonksiyonalitelerini kaybederler ve öfke duugusunda bir artış deneyimlerler. Açlığa olan duyarlılık ve öfke duygusundaki artış bazen kontrol edemedikleri bir hal alarak, “hangry” modunu etraflarında olan insanlardan, kim olursa olsunlar, çıkarmaktan kendilerini alıkoyamabilirler. Bu tür durumların ardından ise yoğun pişmanlık duygusu yaşarlar ve bu duyguyu yüksek seviyede deneyimleyerek, telafi edici davranışlara ihityaç duyarlar. Sonuçta, açlığın bedeli birkaç gün etkisini takip eden bir duruma dönüşebilmektedir. Bu kapsamda, “hassas” bireylerin fazla aç kalmaması önemlidir.

4. Gözler üzerlerinde iken tıkanabilmekte, donup kalabilmektedirler. Araştırmalara göre, “hassas” bireylerin performans düzeyleri en çok birebir oldukları, özel ortamlarda artar. Ancak, ekip arkadaşları önünde sunum yapmak gibi birçok insanın gözlerinin üzerlerinde olduğu durumlarda, tüm bu bakışlara ve bakışların arkasında olabilecek yorumlara oldukça duyarlı olabildiklerinden, endişe düzeyleri diğer bireylere kıyasla çok daha yüksek olabilmekte ve oldukça zayıf bir performans göstermelerine sebep olabilmektedir. Bu kapsamda, “hassas” olduğunu anlayan bireylerin bu tür durumlara girmeden psikolojik destek alması önemli olabilir.

5. Güzel sanatlardan oldukça zevk alırlar: Araştırmalara göre, “hassas” bireyler çizim ve müzikal gibi her tür güzel sanattan zevk alabilmekte. Bulgular, yaratıcılık özelliğini taşıyan her tür alanın bu türden bireylerin duygularını olumlu yönde beslediğini göstermekte. Dolayısıyla, “hassas” olduğunu anlayan bireylerin güzel sanat alanlarından herhangi birine yönelmesi faydalı olabilir.

6. Diğer insanların sıkıntılarını ve ihtiyaçlarını anlarlar: Araştırmalar, “hassas” bireylerin genelde etraflarındaki diğer insanların ihtiyaçlarını onlar söylemeden anlayabilme yeteneğine sahip olduğunu göstermekte. Örneğin, bir odanın kapısını o odadan çıkarken kapamayı, odanın içindeki kişi ifade etmeden fark edip, kapıyı kapatabilmekte ya da bir insanın yorgun olduğunu onlar ifade etmeden anlayıp onlardan ekstra bir talepte bulunmamayı anlayabilmektedirler. Bu etraflarındaki insanlara oldukça iyi gelebilirken, “hassas” bireylerin bu yetenekleri onları özellikle yorabilen bir özelliğe dönüşebilir. Onları yoran bir duruma dönüştüğü takdirde, sınır çizmeye yönelik psikolojik destek almaları ve sınır çizmenin onları “bencil” yapmayacağını anlamaları önemli olabilir.

7. İçinde oldukları ortam fazla yorduğunda, o ortamdan çıkmaya çalışırlar: Yoğun bir gün veya yoğun bir haftanın ardından, “hassas” bireyler diğer bireylere kıyasla çok daha fazla detaya duyarlı olmaları dolayısıyla, genelde depolarını tekrar doldurabilmek için, sessiz ve sakin ortamlara ihtiyaç duyarlar. Dolayısıyla, örneğin, hafta sonları onlar için dışarıda gezmek için bir vakit değil, evde, sessiz bir köşede, bir battaniye altında dinlenebilecekleri bir vakit olarak görülebilir. “Hassas” olduğunu anlayan bireylerin bu türden taleplerinin, birkaç saatliğine bile olsa desteklenmesi ruhsal sağlıkları açısından önem taşıyabilir.

8. Etraflarındaki sesler yüksek düzeylere ulaştığında, rahatsızlık duyarlar: Sesli rock müzik konserleri veya havai fişek türünden gösteriler, “hassas” bireyler için pek cazip eğlence alternatifleri değildir. Neden mi? Araştırmalara göre, ses toleransları, yani ses tahammül düzeyleri, toplumdaki diğer insanlara kıyasla daha düşüktür.

9. Şiddet içerikli medya ve iletişim araçlarından kaçınırlar: Araştırmalara göre, şiddet içeren filmler veya şiddet içerikli oyunlar, “hassas” bireylerin bardağını taşıran durumlar arasındadır. Öyle ki, bir korku filmine gitmeyi genelde tercih etmezler. Böyle bir teklifte bulunduğunuz ve red edildiğiniz takdirde, bunun sizinle alakalı olmadığını bilmeniz “hassas” bireyler ile olan ilişkiniz açısından önem arz edebilir.

Sonuç olarak, bir bireyin “hassas” olması her zaman düzeltilmesi gerekilen bir rahatsızlığın olduğu anlamına gelmiyor. Sadece, bu bireylerin duyusal verileri diğer insanlara kıyasla daha derinden hissettikleri ve deneyimledikleri söylenebilir. Aynı zamanda, bir bireyin “hassas” olup olmadığını netleştirmesi kendisini daha iyi tanımasına ve ihtiyaçlarını daha iyi anlamasına yardımcı olabilir.
Bu bağlamda, Hassas İnsan Ölçeği‘ni uygulamak isteyenler ölçeğe bu linkten ulaşabilir: https://hsperson.com/test/highly-sensitive-test/
Kaynaklar:
Aron, Elaine. 2017. The Highly Sensitive Person. How to Survive and Thrive when the World Overwhelms You. Harper Thorsons: London, U.K.
Benham, Grant. 2006. The Highly Sensitive Person: Stress and physical symptom reports, Personality and Individual Differences, Volume 40, Issue 7, Pages 1433-1440, ISSN 0191-8869, https://doi.org/10.1016/j.paid.2005.11.021.
Morin, Amy. 2016. 9 Common Traits of Highly Sensitive People. Accessed at: https://www.psychologytoday.com/blog/what-mentally-strong-people-dont-do/201609/9-common-traits-highly-sensitive-people

Dr. Klinik Psk. Kadriye Slocum İnce
İstanbul Şehir Üniversitesi Psikoloji Bölümünden üniversite birincisi olarak mezun olmuştur. Yüksek lisansını İstanbul Üniversitesi, Uygulamalı Psikoloji Tezli Yüksek Lisans programında tamamlamıştır. Doktorasını FSMVU ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi Klinik Psikoloji Doktora (Ortak) programında tamamlamıştır.

Bir cevap yazın