PSİKOTİK BOZUKLUKLAR NEDİR?

Psikotik terimi geçmişte çok değişik biçimlerde tanımlanmış ancak bunlardan hiçbiri genel kabul görmemiştir. Psikotik’in en dar tanımı hezeyanlar ya da belirgin hallüsinasyonlarla sınırlıdır. Halüsinasyon, gerçekte olmayan fakat kişinin sahip olduğu beş duyu organından herhangi bir tanesiyle algıladığını sandığı durumlardır. Hezeyan ise, gerçekte olmayan durumlara yönelik, kişinin tekrarlı ve mantıklı bir şekilde inanmasıdır. Örneğin, kişinin birileri tarafından, ortada öyle bir gerçeklik yokken, takip edildiğini düşünmesi hezeyandır. Bir başka ifade ile, en dar tanımı ile, psikotik bozukluklar gerçeği değerlendirme bozukluğu olarak tanımlanabilir.

Psikotik bozuklukların belirtileri kişiden kişiye veya zamana bağlı olarak değişkendir. Ancak, genel tanımda da bahsi geçtiği üzere, belirtilerin başlıcaları halüsinasyonlar ve hezeyanlardır. Bunların yanı sıra, psikotik belirti olarak, bunlar da görülebilir: konuşmada dağınıklık ve kopukluk, düşüncelerde karışıklık, davranışlarda gariplik ve uyumsuzluk, haraketlerde yavaşlama ve anormallik, öz bakımın kaybolması, duygularda donukluk ve duyguları ifade etmede sorunlar.

Psikotik bozuklukların ortaya çıkmasına ilişkin çok sayıda teori ve hipotez formüle edilmesine henüz gerçek ve bütün insanlar için geçerli olan nedenleri bulunmamıştır. Bu nedenle “çok faktörlü” nedenlerin olduğu kabul edilmektedir.

Bu nedenlerden biri “Dispozisyon-Stres-Modeli”dir. Bu model; insanların bazılarının diğer insanlara nazaran bazı rahatsızlıklara daha eğilimli olduklarını (dispozisyon) ve karşılaştıkları stresli durumların üzerine (ergenlik çağı, boşanma, aşırı çalışma, taşınma, yakın birinin kaybı veya ölümü, gebelik) psikotik bozukluk geliştirmeye daha duyarlı olduklarını söylemektedir. İnce duygulu ve yaratıcı insanların sıklıkla psikoza yakalandıkları görülmektedir.

Psikozların biyolojik nedeni olarak nörotransmitterlerinde (iletişim maddeleri) bir metabolizma bozukluğu olabileceği öne sürülmüştür. Bozukluğu uğrayan iletişim maddelerinden de özellikle dopamin, serotonin ve glutamat’taki değişimlerin bu rahatsızlıkta rol oynadığı görülmektedir.

Bir diğer neden ise dispozisyon faktörü olarak tanımlanmıştır. Tek bir dispozisyon faktörü genellikle psikozun oluşmasına yeterli değildir, ancak kişinin psikotik bozukluk geliştirme olasılığını arttırabilir. Bu tür faktörlere bir kaç örnek ise şunlardır: Ailede şizofreni spekturumuna giren kalıtsal bozukluk, çocukluk ve ilk gençlikte ruhsal bir hastalık teşhisi, zamanında yürüyememe ve konuşamama gibi erken gelişim bozuklukları gibi.

Psikotik bozukluklar tek bir rahatsızlık değil, birçok rahatsızlığa verilen genel bir isimdir. Bu raharsızlıklar şunları dahil etmektedir: Şizofreni, Şizofreniform Bozukluk, Şizoaffektif Bozukluk, Sanrısal Bozukluk, Kısa Psikotik Bozukluk, Paylaşılmış Psikotik Bozukluk, Genel Tıbbi bir Duruma Bağlı Psikotik Bozukluk, Madde Kullanımının Yol Açtığı Psikotik Bozukluk ve Başka Türlü Adlandırılamayan Psikotik Bozukluk. Tedavi süreci de, kişinin bu tanılar arasında hangi veya hangilerini aldığına bağlıdır. Psikotik bozuklukların tedavisinde ilaçlar merkezde yer alır. İlaç tedavisine ek olarak hasta ve ailesine yönelik yapılandırılmış psiko eğitimin yanı sıra psikososyal destek ve beceri eğitimleri de bu tür rahatsızlıkların tedavisinde sıkça kullanılan ve etkili yöntemler arasındadır.

RANDEVU ALMAK İSTİYORUM

Medaim Yanık tıp doktoru ve psikiyatrist. Ceren Acartürk, Feyzullah Gürdaş, Hümeyra Ergül, Kadriye Slocum İnce, H. Sevde Eskici, Taliye Akyıldız ve Hatice Kübra Işıldar ise psikologlarımız.