ERİŞKİNLERDE DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB) NEDİR?

DEHB hem çocukluk, hem de erişkin dönemde geçerliliği olan nörobiyolojik bir rahatsızılıktır. Bu durumda, kişi bazı dikkatsizlik veya hiperaktivite/dürtüsellik ölçütlerinin en az 6 veya daha fazlasını sahip olmakta ve bunların bazılarına da 7 yaşından önceden beri sahip olmaktadır. Aynı zamanda, bu var olan semptomların yol açtığı işlevsellik kaybını, hayatının iki veya daha fazla alanında gözlemlemekte (örn. Evde ve işte) ve sosyal, akademik veya mesleki işlevsellikte belirgin sorunlar hissediyor olmalıdır. Bahsi geçen bu tüm durumlarında, yaygın gelişimsel bozukluk, şizofreni veya diğer psikotik bozukluklar sırasında ortaya çıkmış olmaması ile beraber başka bir zihinsel bozuklukla da daha iyi açıklanıyor olmaması gerekmektedir. (Örn. Duygudurm bozuklukları, anksiyete bozuklukları, dissosiyatif bozukluklar veya kişilik bozuklukları).

Kişi, erişkin DEHB tanısını aldığı takdirde, iş, eğitim, ekonomik ve sosyal işlevsellik alanlarında sorunlar ile karşılaşır ve genellikle erişkin dönemdeki semptomlar çocukluk çağındaki semptomlar ile oldukça benzerdir. Aynı zamanda, bu alandaki literatür az olmasına rağmen, semptomların her iki cinsiyette de benzer olduğu düşünülmektedir. Buna göre, erişkinlerdeki temel semptomlar dikkat, inhibisyon ve kendini kontrolde ki bozuklukları içerir. Bu temel semptomlar erişkin dönemde okul ve iş performansında bozulma (ör. organizasyon ve planlamada güçlük, kolay sıkılma, okuma ve kağıt işlerinde dikkati toplayamama gibi); kişilerin ilişkilerinde bozulma (sorumlulklarını yerine getirememe, karşısındakini dinleyememe gibi); ve diğer davranışsal uyum problemlerine yol açar (ör. kapasitesinin altında kalan düşük eğitim düzeyi, kötü finans yönetimi, ev işlerini organize edememek gibi).

Bahsi geçtiği gibi, DEHB nörobiyolojik bir rahatsızlıktır ve böylelikle kişinin kimyasal dengesi ile yakından ilişkilidir. Buna dayalı olarak, genetik faktörlerin yanı sıra, doğum sırasında beyin zedelenmesi veya doğumdan hemen sonra kişinin kurşun, sigara gibi zehirli maddelere maruz kalması gibi çevresel ve biyolojik faktörlerin sonucunda, beynin ön bölgesindeki çalışmayı düzenleyen dopamin ve noradrenalinin, normalden daha az aktivite göstermesinin DEHB’na yol açtığı düşünülmektedir. Yani, aile huzursuzluğu, ebeveynlerin psikiyatrik rahatsızlığı veya ilgisizliği, veya başka psikiyatrik bozuklukların var olması DEHB’na yol açmaz. Ancak, bu unsurların var olması ve/veya sonraki dönemlerde sigara, alkol, uyuşturucu madde ve kurşun gibi çevresel etmenlere de maruz kalmaya devam edilmesi gibi durumlar, DEHB belirtilerini arttırabilir.

Merkezimizde erişkin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tedavisinde ilaç+bilişsel davranışçı terapi modelini benimsiyoruz.

Bilişsel davranışçı terapinin bilişsel kısmında DEHB semptomlarını kötüleştiren düşünce ve inançlar üzerinde durulmaktadır. Örneğin kendisine zor gelen bir görevle uğraşmakta olan kişinin dikkati başka yöne kayabilir ve “bunu beceremeyeceğim”, “bunu yapmak istemiyorum”, bunu sonra yapacağım” gibi şeyler düşünebilir. Bu düşünceler olumsuz duygulara yol açabilir ve görevin başarıyla tamamlanmasını engelleyebilir. Tedavinin bilişsel kısmında bu tür düşüncelerin yeniden yapılandırılması ve daha işlevsel düşünmenin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

Bilişsel davranışçı terapinin davranışçı kısmında ise DEHB semptomlarını kötüleştiren davranışlar üzerinde durulmaktadır. Bu davranışlar yapılması gereken işlerden kaçmak veya organizasyon yapamamaktır

Merkezimizde uyguladığımız program Harvard Tıp Fakültesi Massachusetts Genel Hastanesi Psikiyatri bölümünde geliştirilmiş ve Türkçeye hekimler yayın birliği tarafından kazandırılmıştır. Programın hastalar için bir de el kitabı bulunmaktadır ve tedavi protokolünün içinde önemli bir yeri vardır.

Protokol ardışık 4 modülden oluşmaktadır. Eğer mümkünse bir aile üyesinin de sürece dahil edilmesi benimsenmiştir.

Tedavi modüllerinde ele alınan başlıca konular şunlardır: Psikoeğitim, organizasyon ve planlama becerileri, problem çözme becerileri, dikkat süresini belirleme ve çelinebilirliği geciktirme, çevrenin düzenlenmesi, işlevsel düşünme becerilerinin geliştirilmesi, kaçma kaçınma davranışlarının üzerine gitme ve yinelemeyi önleme.

Tanı netleştirilip ilaç tedavisine başlanmasının ardından her biri 45-50 dakika süren yapılandırılmış 10-12 seanstan oluşan bir psikoterapi süreci başlar.

RANDEVU ALMAK İSTİYORUM

Medaim Yanık tıp doktoru ve psikiyatrist. Ceren Acartürk, Feyzullah Gürdaş, Hümeyra Ergül, Kadriye Slocum İnce, H. Sevde Eskici, Taliye Akyıldız ve Hatice Kübra Işıldar ise psikologlarımız.