Duygusal şiddet sürecinin başlangıcını anlattığım Duygusal Şiddet ve Şiddet Döngüsü – Bölüm 1 yazısında, duygusal şiddetin belirtilerinden bahsetmiş ve şiddet döngüsünün nasıl oluştuğunu anlatmıştım. İkinci bölümde, duygusal şiddetin bir sonraki aşaması olan ‘Bir daha asla!’ sürecinden ve şiddete maruz kalmış kişilerin partnerlerini tekrar tekrar affetmelerinin ve onları terk edememelerinin en yaygın sebeplerinden bahsedeceğim.

Duygusal şiddetin ilk aşaması olan ‘büyüleme ve güven oluşturma’ sürecini, ikinci aşama olan ‘yalnızlaştırma’ süreci takip eder; bu ilk iki aşamadan sonra ise ‘Bir daha asla!’ süreci başlar. Bu aşamada, şiddete maruz kalan kişi partnerinden uzaklaşmaya başlamış, ayrılmak istediğini söylemiş ya da durumla ilgili rahatsızlığını dile getirmiş olabilir. Partnerini kaybedebileceği endişesi yaşayan duygusal istismarcı bu noktada özürler dileyip, kendini affettirmeye çalışabilir; bunların ‘bir daha asla’ yaşanmayacağını vaat edebilir ya da partnerini şımartmaya, onun gönlünü almaya çalışabilir. Sizinkinin özel bir aşk olduğunu, diğer insanların anlamayacağını ve yargılayacağını söyleyip ilişkinizi kutsayabilir. Sihirli sözcüklere sahip bir büyücü gibidir, ağzından çıkan kelimeler karşı tarafı etki altında bırakır. Çünkü fail, kişinin zaaflarını ve yumuşak karnını, onu neyin etkileyeceğini, hangi sihirli sözcükleri ve vaatlerini söylemesi gerektiğini çok iyi bilmektedir. Şiddete maruz kalan kişi yumuşayıp partnerini affettiğinde, ibre tekrar tersine döner ve şiddet kaldığı yerden devam eder. ‘’Ben büyüklük yaptım, ama aslında suç sendeydi, beni bu hale sen getirdin, senin yüzünden neredeyse ayrılıyorduk!’’ diye atağa geçebilir ve şiddete uğrayan kişi işlemediği suçları üstlenip özür dilemeye başlayabilir. Şöyle bir örnek dinlemiştim: ‘’Ne zaman kavga etsek, sonunda bana ‘Benden özür dilemen gerekiyor!’ derdi. Ben de onun her zaman haklı olduğuna ve her şeyin en doğrusunu bildiğine o kadar inanmıştım ki, kendimi suçlamaya başlıyor ve suçumu bilmesem de özür üstüne özür diliyordum.’’.

Peki şiddete maruz kalmış kişiler, neden partnerlerini tekrar tekrar affeder ve uzunca süre terk etmezler? Bu sorunun birçok cevabı olmakla beraber; en yaygın sebepler olarak şunları sıralayabiliriz: Şiddet döngüsünde takılıp kalmış olma sebebiyle tarafsız ve sağlıklı düşünememe ve zarar görme korkusu. Kişi şiddet döngüsünde uzun süre kaldığında, failin kurduğu çarpık gerçekliği kendi gerçekliği olarak kabul etmeye başlar. Bu durum, istismara uğrayan kişinin, partnerinin söylediklerine inanmasına ve ‘’Onun bir suçu yok, benim beceriksizliğim yüzünden sinirlendi. Bu kadar kötü olmama rağmen beni seviyor.’’ gibi ifadelerle kendisini suçlayıp partnerini aklamasına sebep olur. Kişi istismar edildiğinin farkında olmayabilir; Leslie Morgan Steiner yukarıda değindiğim konuşmasında durumu şöyle anlatır:

‘’Soruma geri dönelim: Neden kaldım? Cevap basit. Beni istismar ettiğini bilmiyordum. O dolu silahları kafama tutsa da, beni merdivenlerden aşağı itse de, köpeğimizi öldürmekle tehdit etse de, otoyolda giderken anahtarı kontaktan çıkarsa da, bir iş görüşmesi için giyinmişken kafama öğütülmüş kahve dökse de kendimi hiç şiddet gören bir eş olarak düşünmedim. Tersine, derin sorunları olan bir adamla evli olan çok güçlü bir kadındım. Ve Conor’a şeytanlarıyla yüzleşmekte yardım edebilecek dünyadaki tek kişiydim.’’

 

Yaraları ve sorunları olan kişiyi iyileştiren şifalı eş olma umudu, birçok kişinin istismar ilişkisinden çıkamamasına sebep olabilir. Yukarıdakine benzer bir ifadeyi, dinlediğim bir öyküden hatırlıyorum: ‘’ Zamanla o kıyafetleri giymek istemeyenin, arkadaşlarımla görüşmek istemeyenin ben olduğuna inanmıştım; çünkü hayatımla ilgili kararları ben alıyormuşum gibi gösteriyordu, böylece baskı altında olduğumu ve istismar edildiğimi fark etmiyordum. İçinde yaşadığım hayata uzaktan bakınca, nasıl bir kandırmaca içinde dolanıp durduğumu fark edebildim.’’.

Duygusal, fiziksel ve cinsel şiddetin önemli öğelerinden biri tehdit olduğundan; bazen de kişilerin ayrılamamalarının sebebi zarar görecekleri korkusudur. Bu zarar ekonomik olabilir, eşleri maddi imkanlardan onları yoksun bırakmakla tehdit edebilir; duygusal olabilir, ayrılık durumunda çocuklarını kaybedeceklerini söyleyebilir ya da hayati olabilir, eşleri onlara zarar vermekle ya da öldürmekle tehdit edebilirler. Bir sonraki yazıda, şiddete maruz kalıyorsanız ya da kalan birini tanıyorsanız, neler yapabileceğinizi anlatacağım.

 

Kaynakça

Herman, J. L. (2011). Travma ve iyileşme: Şiddetin sonuçları, ev içi istismardan siyasi teröre.(Çev. T. Tosun), Literatür Yayınları, İstanbul.

Steiner, L. M. (2012, Kasım). Leslie Morgan Steiner: Aile içi şiddet kurbanları eşlerini neden terk etmiyorlar? https://www.ted.com/talks/leslie_morgan_steiner_why_domestic_violence_victims_don_t_leave?language=tr

Psk. Sevde Eskici

İstanbul Şehir Üniversitesi Psikoloji bölümünde tam burslu olarak okumuş ve yüksek şeref belgesi ile mezun olmuştur. Halen İstanbul Şehir Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans programına devam etmektedir, tez aşamasındadır.

TÜM YAZILARI

Diğer Blog Yazıları