İnsan tekinin mutluluğunun ve iyi oluşunun en önemli göstergelerinden birisi çevresiyle kurduğu yakın ve sıcak bağların kalitesidir. Çevremizle kurduğumuz bağlar ne kadar kaliteli ve sıkı ise strese karşı dayanıklılığımız ve mutluluğumuz o derece artıyor ve güçleniyor. Bu yakın bağlar arasında da şüphesiz eş ilişkileri en önemli yeri alıyor. Yapılan araştırmalar, evliliği iyi olan kişilerin bekarlara göre daha sağlıklı ve daha mutlu olduklarını ve daha uzun yaşadıklarını söylüyor. Bununla beraber eğer kötü giden bir evlilikleri varsa durum tersine dönebiliyor. Özetle, eşlerin birbirleri ile ilişkileri mutluluk ve mutsuzluklarının en büyük kaynağı olabiliyor. Bu konuda yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri olan 75 yıllık Harvard mutluluk çalışması da bu sonuçları ortaya koydu. Dolayısıyla eş ilişkilerinin geliştirilmesi adına yapılan müdahalelerin hepsi oldukça kıymetli ve anlamlı.

İnsan mutluluğunun ve iyi oluşunun bir diğer önemli göstergesi ise anlamlı bir hayat sürebilmektir. Yaşamını anlamlı bulanlar ya da daha doğru bir deyişle, anlamlı bir hayat yaşayanlar, bu konuda eksiklik yaşayanlara göre kendilerini daha mutlu ve tatminkar hissediyor. Hayatın anlamı kimileri için öbür dünyaya hazırlanmakken, kimileri için evlatlarına iyi bir gelecek sunmak, kimileri için kimsesiz ve yoksullara yardım etmek, kimileri içinse sokak hayvanlarına yardım etmek olabilir. Yani anlam arayışı seküler bir kaynak içerisinden de olabilir, dini bir perspektiften de olabilir. Dolayısıyla yakın ve sıcak ilişkiler ve hayatın anlamı insan teki için ekmek gibi su gibi bir ihtiyaç halini alıyor. Bu yazıda eş ilişkileri ve hayatın anlamını bir arada geliştirmeye yönelik bazı hususlara değinmek istiyorum.
birlikte ibadet

Dünyanın her yerinde, evliliklerinde sorun olan ve evlilik terapisine başvuran kişilerin ilişkilerinde en sık altı alanda sorun yaşanıyor. Bunlar; ailelerle ilişkiler, çocukların bakımının nasıl olacağı, ev işlerinin nasıl yapılacağı, cinsellik, eve giren gelirin nasıl harcanacağı ve boş vakitlerin nasıl geçirileceği meseleleridir. Bu sorunları ele alma biçimi birbirlerine karşı bakışlarını ve dolayısıyla da aile bağlarını etkiliyor. Aile bağlarındaki problemler de bu sorunları körüklüyor. Karşılıklı bir etkileşim ve döngü söz konusu…

Bu yazıda yukarıda saydığım altı sorun alanından en sonuncusu olan “Boş vakitlerin nasıl geçirileceği” meselesini kültürel ve dini bir perspektiften ele almaya çalışacağım. Dolayısıyla da üzerinde duracağım tavsiyeler özel olarak Müslüman ve dindar ailelere yönelik aile bağlarını güçlendirici, aynı zamanda boş vakitlerin nasıl geçirilebileceğine dair bir takım uygulamaları içeriyor olacak. Burada önerilecek uygulamalar orijinal ya da yeni müdahaleler olarak değil, daha çok unuttuğumuz ya da ihmal ettiğimiz yaşantıların hayatımıza yeniden kazandırılması olarak görülmelidir.

Bana evlilik terapisi için başvuran çiftlerin dindarlık seviyelerini anlamaya çalışırım. Türkiye’de yaşayan dindar aileler-tüm dünyada olduğu gibi-başvuracakları uzmanın dine ve kültüre duyarlı olmasına özen gösteriyor. Dolayısıyla kliniğimize evlilik terapisi almak için gelen çiftlerin bazıları bu hassasiyete sahipler. Ben de değerlendirme seanslarında çiftlerin dini yaşantılarını, ritüellerini, kısacası maneviyatlarını anlamaya çalışırım. Bu çaba aynı zamanda, yukarıda bahsi geçen hayatın anlamı konusunda çiftlerin güçlü yanlarını anlamada bana yardımcı olur.
birlikte ibadet

Kliniğimizde çiftleri değerlendirmek için geliştirdiğimiz bir ölçeğimiz var. Bu ölçeğin sonunda boş vakitlerin nasıl değerlendirildiğini anlamaya yönelik bazı maddeler vardır. Buradaki maddelerden bir kaç tanesi eşlerin birlikte cemaatle namaz kılmaları, birlikte cami ve hasta ziyareti yapmaları, birlikte bir hayır kurumunda çalışmaları, v.b. dini ve kültürel faaliyetleri içeriyor. Bu ölçekte dikkatimi çeken en önemli şey şu oldu: bu zamana kadar bu ölçekleri dolduran hiçbir çift evde cemaat ile namaz kıldıklarını beyan etmedi, en dindar, en sofusu bile… Oysaki Peygamber efendimiz (S.A.V.) cemaatle namaz kılmak hususunu çok önemsemiş ve tavsiye etmiştir.

Bu doğrultuda, gerek ailece yapılan bir aktivite olması gerekse de anlamlı yaşamayı desteklemesi açısından çiftlerin birlikte namaz kılmaları, dua etmeleri ve namaz sonrası birbirlerine sarılmaları ve iyi dileklerde bulunmaları, dindar çiftlerin gündelik yaşamlarına ve eş ilişkilerine önemli bir katkı sağlayabilir. Eğer çocuklar varsa onların da ibadete dâhil edilmesini tavsiye ederim. Örneğin, baba imam, büyük olan çocuk müezzin, diğerleri de cemaat olabilir.

Birlikte ibadet etmenin eş ilişkilerine birkaç açıdan faydası olabilir:

  • Ortak faaliyet fırsatının yaratılması ve çeşitlendirilmesi,
  • Evlilik bağının daha yüce ve üst bir bağla ilişkilendirilip pekiştirilmesi,
  • İlişkilerde önemli olarak görülen ortak anlam inşa edilmesi hedefinin gerçekleşmesi,
  • Aradaki sevgi ve merhamet duygularının güçlenmesi.

Namazın dışında, birlikte hayır faaliyetlerinde bulunmak da ortak faaliyet olarak değerlendirilebilir. Bana başvuran danışanlarda bu alışkanlık namaza göre daha fazla gözlemlenebiliyor. Çiftler birlikte bir hayır kurumu yararına çalışabiliyorlar. Bu faaliyete çocukların da eklenmesi düşünülebilir. Sadece kurumsal bir vakıf yararına çalışmak değil aynı zamanda ya da farklı olarak ailelerin çevrelerinde tespit ettikleri ihtiyaç sahiplerine kendilerini gizleyerek yardım yapmaları da söz konusu olabilir.  Örneğin baba ve oğlu marketten alışveriş yaptıktan sonra akşam vakti, daha önceden tespit ettikleri ihtiyaç sahibi kişilerin evlerine gidip poşetleri kapıya koyduktan sonra kapılarını çalıp oradan uzaklaşabilirler. Bunu eşler birlikte de yapabilirler. Böylece aileler yalnızca Allah rızası için birlikte iyilik yapmanın tadını alma ve ilişkilerini güçlendirme fırsatı yakalayabilecekler.

Diğer Blog Yazıları

Uzm. Psk. Feyzullah Gürdaş

Uzm. Psk. Feyzullah Gürdaş lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamladıktan sonra yüksek lisansını Okan Üniversitesi’nde Sağlık Odaklı Klinik Psikoloji üzerine yapmıştır.

TÜM YAZILARI