Öfkesini Kontrol Edemeyen Çocukları Olan Anne ve Babalar için Doğru Yaklaşımlar 

Öfke atağı/nöbeti geçiren çocuğu sakinleştirmek için neler yapılabilir?

Aile kendi çocukları için de öfke kontrolü sağlamak istiyorsa öncelikle, çocuğun kendine sorduğu gibi aile de bir takım sorgulamaları yapmalılar. Çocuğum hangi durumlara öfkeleniyor, ne zaman öfkeleniyor, bu durumlarda hangi sorunları yaşıyor, bu durumla nasıl mücadele ediyoruz, ben anne baba olarak neleri yanlış yapıyor olabilirim gibi sorular sorması durumu analiz etmek için gerekiyor.

Öfke nöbeti geçiren çocuklara birçok müdahale şekli var…

Çocuğunuzun sakinleşmesini bekleyin.

Çocuğun öfkeli anında gözü hiçbir şey görmeyebilir, özellikle ergenlik döneminde hormonal  olarak agresyonun artışı söz konusu olur. Çocuğunuzun sakinleşmesini belli bir miktar bekleyerek, sizinde sakinliğinizi korumanız çok önemlidir. Bu ilk müdahaledir aslında, çocuğun kendisine ve size zarar vermesini önlemiş olursunuz.

Çocuğunuz öfkesini anladığınızı hissettirin.

  • Çocukla ilk öfkeli anında kurulan, onu anladığınızı hissettiren iletişim de çok kıymetlidir. “Oğlum veya kızım yanındayım, biliyorum öfkelendin, sen sakinleşene kadar burada olacağım” deyip, çocuğu anladığınızı hissettirmek, bir nevi öfkesi üzerinden farkındalık kazandırmak ve destek vermek o kriz anını yönetirken çok işe yarar.

Kısa süreliğine ortamdan uzaklaşın.

  • Bazen çocuk çok hırçın olup, öfkesini kontrol edemeyebilir. Eğer çocuk kendine zarar vermiyorsa, amacı sizin ilginizi üstüne çekmek ya da sizin onu anlamadığınızı düşünerek tepki olarak öfkelenmişse, bir müddet bu ortamdan uzaklaşmanız gerekebilir. Bu davranış ile çocuğun bir anda alev gibi parlayan öfkesinin sönmüş olduğunu görürsünüz.

Aşırı öfkeli çocuklar için yapılması gereken doğru davranışları uygulamaya başlayın.

  • Bazı çocuklar o kadar öfkelidir ki, anne ve babalarına şiddet uygulamaya kadar giden bir durum söz konusu olabilir. Bu durum çocuğun ebeveynlerinden gördüğü davranışları aynı şekilde onlara yansıtmasıyla olabileceği gibi, öfkesini kontrol edemeyerek yaptığı dürtüsel bir davranışta olabilir. Bu durum da yapacağımız öncellikli şey, çocuğa aynı şekilde öfkelenerek değil, bir şeklide canınızın yandığını ifade ederek, onun yaptığı davranışı bloke etmeyi  gerektiriyor. Çocuk öfke hali ile yaptığı davranışını bırakmıyorsa, aile odayı terk etmesine rağmen devam ediyorsa farklını resmî yöntem devreye girer. O zaman yapılması gereken çocuğun arkasına geçip, onu kollarından kucaklayıp, kilit altına alıp sıkmadan öfkenin sakinleşmesini beklemektir.

       Çocuk öfkeliyken aynı şekilde sizde öfkelenip, psikolojik ya da fiziksel bir şiddet uygulamayın.

  • Birçok anne ve babanın yaptığı bir yanlış var ki, çocuktan daha da fazla öfkelenmek ve tepki göstermek. Bu durum olayları daha da büyütüyor. Çocuğa sus, bağırma, ağlama, vurma diyerek söylenen her şey çocuğun üzerine daha çok gidilmesi demektir. Sakin kalmalı ve kriz anının geçmesi beklenmelidir. Daha sonra durumu çocukla konuşarak değerlendirmek,duyguların dışa vurulmasını sağlamak adına, her iki tarafı da rahatlatacaktır.

Çocuğun öfkesini bastırmaya veya geçiştirmeye çalışmayın…

  • Bir diğer yapılan yanlış, çocuğun öfkesini bastırma ya da geçiştireceğini zannetmektir. Özellikle küçük yaş grubuna “al sana şeker, çikolata vereyim ” yaklaşımı ile geçici bir çözüm üretmiş olursunuz,  çocuk her öfkelendiğinden sizden aynı şeyi bekler. Bu beklentiyi karşılayamamanız durumunda daha çok öfkelenebilir. Kısır döngü halinde durum devam eder gider, çözümsüz kalırsınız.

Kısacası,

  • Öfkeliyken en ideal yöntem çocuğuzu anladığınızı hissettirmek, dışlamamak, üstüne gitmemek, sakinliğinizi korumak ve doğru iletişime geçebilmektir.

Ceza vermek, öfkeli çocuğu sakinleştirme de etkili olur mu? Ceza çocuğun öfkesini kontrol eden bir faktör müdür?

Çocuklarınız da sizin gibi üzülebilir, sinirlenebilir, ağlayabilir, öfkelenebilir. Tüm bunlar duygudur ve duygulara ceza verilmesi gibi bir şey söz konusu olamaz. Çünkü duygular bizim kontrolümüzde olan süreçler değildir ama duygular sonucunda oluşan davranışlarımız kontrolümüzdedir. 

Çocuğa bir ceza verilmesiyle yapılan davranışa etkisi olur veya olmaz,  yani duyguya değil!     Bu yüzden anne babaların da eğitimcilerin de bu ayrımı sağlıklı şekilde yapması gerekir. “Duygunu kabul ediyorum, davranışını kabul etmiyorum” tavrı gösterilmelidir.

Çocuğa “evet haklısın, arkadaşın senden izinsiz kalemini almış ve kaybetmiş bu seni sinirlendirdi, bunu kabul ediyorum. Ben olsam ben de sinirlenirdim, ama öfkelenmenin sonucunda yaptığın bu davranış kabul edilmesi zor ” diye ifade edebilirsiniz.

Örneğin, ağlayan bir çocuğunuza ceza verdiğinizde,  hiçbir iletişim kurmak istemez ve çocuk ağlamayı kötü bir şey zanneder. Ağladığı zaman çocuğa gösterilen tepkiler çok önemlidir. Kendini yerden yere atmanın, ordan oraya vurup, tekmelemenin kötü bir şey olduğunu anlamaz, “ağlamak da kötü bir şeydir” diye düşünür. Burda ki noktaları ayırt etmek gereklidir.

Öfkesini Kontrol Edemediğiniz Çocuğunuza, Aynı Şekilde Öfkeli Tepkiler Vermeyin…

Çocuğun öfkesini kontrol edemediği durumlarda ona karşılık olarak tepki vermek,  onun öfkeli halini daha da artırmaktadır. Geçince kriz anı, çocukla konuşarak durumu değerlendirerek duyguların dışa vurulmasını sağlamak her iki tarafı da rahatlatacaktır. 

Çocuğunuza vurmak yerine göz kontağı sağlamayı deneyin

Herhangi biri size karşı yaptığı zarar verme davranışında, çocukla göz kontağı kurarak onun yanınızda olduğunuzu hissettirmek ve hafifçe kendinizi geri çekmek olacaktır. Çocuğa zarar verici davranışların birçoğunda sınırsızlık göstergesi olduğu düşünülmelidir. Anne-baba-çocuk çerçevesinde ebeveynin konumu vurgulanarak sınırların çizilmesi gerekmektedir. Çocuğu , odaya kapatarak cezalandırmak gibi öfkeyi artırıcı davranışlardan uzak durmak gerekir. Çünkü çocuğun öfkesine öfkeli şekilde davranmanız onun da bu davranışı model almasına neden oluşturmaktadır.

Öfkeyi kontrol ederken her dediğini o an yapmayın…

Bazen de anne ve babalar çocukları üzülmesin, öfkelenmesin sonrasında de ağlamasın diye hemen istediğini yapmak gibi çocuğun hayatına uzun vadede zararı olan bir yönteme başvuruyorlar. O an doğru ya da hızlı bir yöntem gibi görünse de aslında bu durum çocuğun öfke duygusu ve isteğinin olması arasında yanlış bir ilişki kurmasına neden olur. Bu davranışın da pekişmesini ve artışına sebep olur.

Öfkesini sakinleştirirken, net olmaya çalışın…

Yapılması gereken davranışlarda net olmaktır. Örneğin, uyuma saati konusunda ebeveynleriyle sorun yaşayan bir çocuğa, yatma saati gelmiş ise “uyuma saati geldi, haydi yataklarımıza” gibi teşvik edici ve net cümleler kurmak önemli. “ Yat artık veya yatmayı düşünmüyor musun? “ gibi sorular sormayın. Çocuğun zaten istemediği bir durumu daha da zorlaştırmaktan öteye gitmez ve öfkelenmesine neden olur.

Öfkelenen çocuğu oyunla sakinleştirebiliriz…

Oyun oynamak çocuklara her türlü iyi gelen bir aktivitedir. Çocuklar oyunlarda duygu, düşünce ve davranışlarını yansıtırlar. Çocuğunuz öfkelendiğinde ona yaptığınız sıcacık bir oyun teklifini reddetmek istemezler. Oyun sırasında göreceksiniz ki giderek sakinleşerek size yaşadığı duyguları oyun sırasında anlatmaya başlayacaklar. Oyuna ve çocuğa karşı sabırlı ve anlayışlı tavrınızla çocuğun öfkeli duygularının yerini sevgi dolu duygu durumuna bırakacağını tecrübe edeceksiniz. Ergenlikte de oyun isteği azaldığı için, birlikte alışverişe çıkmak, sinemaya gitmek, bir futbol maçını birlikte stadda izlemek gibi etkinlikleri yapmak çok iyi gelir. Çocuğun  hayatın da öfkesini daha kontrollü yaşadığının farkına varacaksınız. Çünkü sizinle geçirdiği keyifli zamanda duygu ve düşüncelerini paylaşacak, öfkelendiği şeylere dair sizinle kıymetli paylaşımlarda bulunacaktır.

Küçük Yaşlarda Öfke Kontrolü Sağlanmaz ise,

Sorun çözülmez ise ilerleyen yaşlarda dikkat eksikliği, hiperaktivite, kaygı, depresyon gibi psikiyatrik tabloların da eşlik ettiği öfke kontrol sorunları yaşanabilmektedir.

Bu gibi durumların yaşanmaması için öfke kontrolünü sağlayamayan çocuklarınızın ve gençlerin psikolojik destek almasını sağlayarak, bu durumu yaptığımız birkaç seansla üstesinden gelebiliriz…